Ayaşlı ile kiracılarının hikâyeleri, okur-yazar bir kişi olan anlatıcının tuttuğu günlüğün sayfalarından takip edilir.Bunu Ayaşlı ile Kiracıları’nda anlatıcının " Şimdi yazarken korkuyorum: [Turan] Benim bu yazdıklarımı okur, bunlar içinde kendisini tanır, sonra günün birinde karşıma çıkar da: ‚Sen benim için ne saçmalar yazmışsın? Yazacak başka şey bulamadın mı?‛ dese, ne derim? " kısmından anlıyoruz.
Bu kitap cumhuriyetin ilk yıllarındaki Ankara'dan bir kesit sunar. Eğitimleri, uğraşları, dünya görüşleri farklı insanların ilişkilerini büyük bir ustalıkla sergiler; onların kişiliklerinde, dönemin bütün özelliklerini yansıtır.
Ayaşlı’nın geçici ev sahibi olduğu bina, dokuz odanın sakinlerinin (yaklaşık 16 kişi) tek bir mutfağı ve banyo/tuvaleti ortak kullandıkları,
temel ihtiyaçlarını karşılayan bir hizmetçiye sahip oldukları geçici bir mekândır. Dokuz odaya dağılmış kişiler neredeyse her söz ve eylemleriyle bir nevi otel olan binadaki varlıklarının iğretiliğine işaret ederler. Ya bir iş takibi için devlet kapısına gelmişlerdir, ya bir ev bulana kadar idare etmektedirler ya da bir evi çekip çevirebilecek beceri ve niyetten yoksundurlar. Odaların temizliğinin, çamaşır yıkama işinin, kimi zaman
yemeklerin ortak hizmetçi tarafından yapıldığı, misafirlerin hizmetçi marifetiyle ağırlandığı bu mekan, günümüzün rezidanslarını andıran bir
işlev görür: Bir evin sahibinden talep ettiği yoğun emek ve/veya ilgiden tasarruf ederek, bireysel hazlara, kariyere ve sosyal hayata daha fazla
yoğunlaşma imkanı sağlar.