(İki sayfadan / Alıntı)
Emeklilik yıllarım için kurduğum bir hayalden…
Birinci Bölüm
Begonvil Sokak
Asırlık ıhlamur ağaçlarının arasında, sağlı-sollu bahçeli evlerin bulunduğu çıkmaz sokağın sonunda, fuşya renkli gösterişli bir begonville süslenmiş sevimli bir bahçe vardı. Yıllar içinde begonvil, çardağı örten asmaya; asma dalları da neşeyle çiçek açmış begonvile sarmalanmıştı. İki ağacın kökleri, karşılıklı iki köşede, dalları birbirine dolanmış halde dostça yaşıyorlardı. Altlarında ise beyaz boyalı ahşap çitler, mekânı yoldan ayırıyor; aralara serpiştirilen kırmızı ve pembe sardunyalarla tepeden tırnağa bir renk cümbüşü oluşturuyordu. İşte ‘Begonvil Sokak’ ismini bahçenin köşesindeki bu güzel ağaçtan almıştı.
Yaz akşamlarında ıhlamurlardan yayılan baygın kokular, ağaçlarda yaşayan kuşların bitmeyen cıvıltısı ve dışarılara kadar taşan bakımlı rengârenk çiçekler, caddeden geçen turistlerin bu masalsı sokağa doğru merakla yönelmelerini sağlardı. İçeriye doğru yürüdüklerinde önce taze çekilmiş kahve kokusunu hisseder, biraz daha ilerleyince de kafeden gelen 70’li-80’li yılların Türkçe şarkılarını duyarlardı.
Kareli örtüler, onlarla uyumlu yumuşak minderli, beyaz boyalı ahşap sandalyeler, masaların üzerindeki seramik küçük saksılar içindeki fesleğenler ve etraftaki pek çok sevimli dekor sayesinde, buranın her detayına ayrı ayrı özenilmiş bir mekân olduğu daha ilk bakışta anlaşılırdı. Mutfaktan gelen vanilyalı ve mahlepli kurabiyelerin kokusu da ortamın hoşluğunu tamamlardı.
Bir sokak ressamının çizdiği pembe güller ve kelebeklerle süslenmiş tabelada ise zarif bir el yazısıyla ‘Gülümse Kafe’ yazıyordu. Aynı anda göze, burna ve kulağa hitap eden mekânın kapısından içeri birisi girdiğinde, güler yüzlü genç bir kız onu karşılayıp nereye oturmak istediğini sorar ve rahatça sandalyesine yerleşmesini sağlardı. Müşteri etrafın basit ama özenli dekorasyonunu incelerken hemen cam sürahide içindeki buzlu limonata, buzlukta soğutulmuş bardaklarla beraber masaya gelirdi. Bu, yörenin taptaze limonlarıyla yapılan bir ikramdı. Sürahinin içindeki halka halka dilimlenmiş limonlar, nane yaprakları ve buzlar sayesinde, dışarıdaki alev gibi yakan havaya inat, etrafı hemen tatlı bir serinlik kaplardı. Bu samimi karşılamanın arkasından siparişler alınırdı: Kahveler, çaylar, soğuk içecekler, tatlılar, kurabiyeler, poğaçalar, börekler. Her biri Gülümser teyzenin kendi elleriyle yaptığı tariflerdi ve her daim çok taze olurlardı.
Bu küçücük mekânda minyatür bir okuma köşesi de vardı: Günlük gazeteler, aylık dergiler, bulmaca kitapları, Türk ve dünya edebiyatından seçme birkaç kitap. Denizden çıkıp kahve içmek için uğrayanların uzun süre sıkılmadan vakit geçirebilecekleri bir alandı.
(Devamı kitapta…)
YAZAR Hesabı —> Aynil Onur Yüksel
OKUR Hesabı —> Aynil Onur Yüksel
YAYIMLANMIŞ KİTAPLAR
Nisan Yağmuru 🩷 Aşk ve Dostluk Üzerine Romantik Bir Roman / 2021
Eylül Rüzgarı 🩵 Polisiye & Aşk Romanı / 2022
Kış Güneşi Psikolojik Gerilim & Aşk Romanı / 2023
Yaz Ayazı Fantastik Gerilim & Aşk Romanı /2024
#nisanyağmuru #aynilonuryüksel #aynilyüksel #aynilonur
#kelebeklikitaplar #romankitap #aşkromanı #romantikroman
#begonvilsokak #gülümsekafe #egekasabası #kitapönerisi
#kitapsevgisi #kitapaşkı #okudumbitti #kitaptavsiyesi
#duygusalroman
#kadınyazarlar #kitapkurdu #yazarlargünü #kitapalıntısı
#çağdaşyasamıdesteklederneği #anadoludabirkızımvaröğretmenolacak
#kitapvekahve #romanokuyorum #bookstagramturkey
#imzagünü #yazayazı #edebiyat #aşkromanı #sarahjio #beyazdizi