İNFERNO - KANTO 2
ASENA NİŞİKLİ
Selam dostlar
Ya yemin ederim, bu kitabı bitirdiğimden beri içimde bir fırtına kopuyor. Ne zamandır bu kadar etkisinde kaldığım bir kitap okumamıştım. İlk kitapta zaten kalbim yerinden çıkacaktı ama "Kanto 2" beni alıp başka bir boyuta götürdü. Bu resmen bir roman değil, bir duygu selinin, psikolojik bir savaşın ta kendisi.
Özellikle Helen'in o suçluluk duygusuyla boğuşması, beni mahvetti. Kendi içimde onunla beraber ağladım, onun acısını iliklerime kadar hissettim. Normalde o buz gibi, güçlü avcı kadın figüründen bir anda o kadar kırılgan ve insani birine dönüştü ki, resmen ona sarılmak istedim. Ve tabii ki Demir... Ah, Demir! Onun Helen'e olan aşkı, sadece bir tutku değil, tam anlamıyla bir can simidi. İkisi de o kadar yaralı ki, birbirlerine tutunmaları bir aşk hikayesinden çok, iki kayıp ruhun hayatta kalma çabasına benziyor. Demir'in Helen'i koruma içgüdüsü, onun her anında yanında olması, resmen eritti beni. O kadar güçlü, o kadar derin bir bağları var ki, bu ikilinin aşkı, hikayenin en karanlık anlarında bile umut veriyor.
Ama en çok aklımda kalan, kafamı karıştıran karakter Alin oldu. Yaptıkları ne kadar kötü olursa olsun, onun o sevilme ve ait olma açlığı, beni çok düşündürdü. Bir yandan ona karşı büyük bir öfke hissederken, bir yandan da içimin acımasına engel olamadım. Onun "deliliği"nin altında yatan derin bir travma ve terk edilmişlik olduğunu görmek, beni derinden etkiledi. Asena Nişikli, bu karakterle bizi resmen iyi ve kötü arasındaki o ince çizgide dans ettirmiş. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu sorgulamadan edemedim. Alin'in hikayesi, bana toksik aile ilişkilerinin bir insanı ne kadar yıkıcı hale getirebileceğini bir kez daha gösterdi.
Bu kitap sadece bir hikaye anlatmıyor, aynı zamanda aile içi manipülasyonun, güvensizliğin ve kimlik arayışının ne kadar yorucu olabileceğini de gözler önüne seriyor. Her bir sayfa, kalbimin daha hızlı atmasına ve bir sonraki sayfada ne olacağını delice merak etmeme neden oldu. Okuma bittiğinde bile karakterlerle ilgili düşünmekten, onların iç dünyalarını anlamlandırmaya çalışmaktan kendimi alamadım.
Şimdi ben ne yapacağım, bilmiyorum. Resmen boşluğa düştüm. Acilen üçüncü kitabın gelmesi lazım yoksa bu merakla çatlarım! Bu seriyi okumayan varsa, hemen başlasın, bu dünyaya mutlaka girmelisiniz! Çünkü gerçekten de her sayfasında bir parça kendinizi buluyorsunuz. Kaliteli bir hikaye, unutulmaz karakterler ve sarsıcı bir kurgu arıyorsanız, aradığınızı buldunuz demektir. Serinin sonu nasıl olacak, bu karmaşık düğümler nasıl çözülecek, inanın tahmin bile edemiyorum. O yüzden bir an önce son kitabı okumak için sabırsızlanıyorum.