Natsume Sōseki’nin okuduğum diğer kitaplarına kıyasla Kapı beni gerçekten şaşırttı. Normalde onun satırlarında rastladığım umut dolu sözler, bu kitapta yoktu. Bu yönüyle daha karanlık, daha içe dönük bir eser benim gözümde..
Kapı, Sōseki'nin bir nevi otobiyografik nitelikler taşıyan bir eseri gibi geldi. Bu nedenle, hayatının gerçeklerini daha derin ve gerçekçi bir dille ifade etmiş. Aslında bu yönü hoşuma gitti, çünkü zihnimdeki Sōseki artık daha farklı bir boyut kazandı; daha insani, daha kırılgan, daha suskun.
Kitabın dili yalın olsa da, altında çok derin felsefi sorgulamalar barındırıyor. İçsel huzursuzluk, modern insanın yalnızlığı gibi temalar güçlü bir şekilde hissediliyor. Sōseki’nin dine yaklaşımı da yine dikkat çekici; özellikle Budist düşünceye yönelmesi ve orada bile aradığı huzuru bulamaması, farklı dinsel sorgulamaları.. bunlar yine hoş bir dille yazılmış.
Bu kitap, diğer eserleriyle birebir kıyaslanabilecek bir yapıya sahip değil aslında. Çünkü bana, daha önceki kitaplarının verdiği huzuru vermedi. Belki de gerçekliğin bu kadar ağır basması ya da bir kapının ardında tuttuğumuz duyguların huzursuzluğu, bu farkı yarattı gibi geliyor.
Sōseki'yi tanımak için güzel bir kitap olsa da onun evrenini tanımak için eksik bir kitap, bu yüzden bu kitaptan önce diğer kitaplarını okumak daha iyi bir seçenek.
KapıNatsume Soseki