Bazen hırlıyor ya da patileriyle vurmaya çalışıyor ama umursamadan kaçmadığı sürece sevmeye çalışıyorum. Tepkileri çok komik. O bana hırlayıp patisini gösterirken aynısını yaptım diye kaçtı sonra. Şakadan anlamamasına ayıplar şekilde baktım.
Benden kaçmayan 2 (Cesur ve Kalın Tüy) tane vardı. Ama çoğu yemeği kapıp etrafta köşelerine çekilmişti. Ve ortalama 6-7 dk kaldığım için annem "Geciktin, ellerinle mi yedirdin?" demişti gülerek. Ben de "Onun gibi bir şey oldu." dedim. Olduğum için gelmeyenlerin önününe atmıştım. Öncelerde 1 kedi sevmeyen ve sıkıntıyla yaklaşan insanlara artık apartmanda 5-8 kedi olması şokunu yaşattığım için mutluyum. Sevmemizi istemiyorlar ama minik ve sevimliler. Yemek yiyişleri bile çok tatlı. Niye sevmeyelim? Evlerinde bakmadıkları ve çevrelerine zarar vermedikleri sürece kedilere karışmalarına sinir oluyorum. Kimse onları evlerinde olduğu için yadırgamıyorsa onlar da kedileri çevrede ya da bahçede olduğu için yadırgayamaz. Çünkü oralar da kedilerin evi. Ve kimse evinde başkasından kötü muamele görmek istemez ve buna da izin vermez. Ben de onların rahatsız edilmesine izin vermeyen aile üyelerinden biriyim. İnsandan önce doğa vardı "Siz kim oluyorsunuz da onlara böyle davranma cüretinde bulunuyorsunuz kuzu bokları? Kafanızda mı gezdiriyorsunuz ya da kafanızı WC olarak mı kullanıyorlar da rahatsızlık duyuyorsunuz, kendi kendilerine geziyorlar ve s.çtıklarını gömme gibi medeniliğe sahipler. Bir de sanki hiç su veya yemek vermişsiniz de hak iddia ediyorsunuz. Sizin onlardan rahatsızlık duymanız sorun yaratmaz ama sizden rahatsızlık duymam sorun yaratır. Anlatabiliyor muyum? O kedilerin yüzünde can sıkıntısı ya da sıkılmış bir ifade görsem bile sizden bilirim. O zaman görün bakalım ne kadar rahatlık (!) veriyorum: Balkonlarınıza onlar uçamaz ama boklarını ben uçurabilirim. Arabalarınızı köpeklere de çizdirebilirim, belki göçük de hediye ederler. Yemlerini ekim alanlarına koyarım tüm fidelerinizi kırarlar. Onların tuttuğu fareleri ve kertenkeleleri patilerinden alıp açık pencerenizden atarım... Rahatsızlık duymanız için öncelikle rahatsızlık vermiş olmaları lazım, gerçekten rahatsızlık duyuyor musunuz?.." deyince susmuşlardı. Kankilerimi ya benimserler ya benimserler. Bir de şerrolar beni annemlere şikayet etmişti. Babam da onları azarladı. Kardeşlerine "Kaç yaşınıza gelmişsiniz ama hayvanları sizden korumaya çalışıyoruz. Küçük çocuklarınıza silahla kedi vurmayı öğreteceğinize kedileri korumayı ve sevmeyi öğretin. Kızımı böyle şikayet ettiğinizde ona kızmıyorum, daha çok seviyorum." demişti. Bizimkiler de sevmiyor ama besliyor, rahat ortam oluşturmaya çalışıyor. Misafirliğe ( nenem ve dayımlar) gittiğimizde hepsi kediler için yemek ayırıyor akşamdan. Ayrı poşetleniyor ve eve getiriyorum. Ya da bazen bize geldiklerinde önceki akşamdan getiriyorlar. Buradakiler ise varken vermiyordu ama yeni yeni birkaç kere verdiler. Çocuklarına sevdirdim ve hijyeni öğrettim. Onlar da yemek getiriyor. Ve ebeveynlerini az çok alıştırdılar. ((; Hadi bakayım çocuğunun sevdiği şeyi öldür veya işkence et de babasının nasıl biri olduğunu anlatayım. İçlerindeki hayvan düşmanlığını öyle böyle öldürecekler.
☆☆☆ Çocukları üzmem ama bu babalarını korkutmayacağım anlamına gelmiyor. Sevdikleri insanların onların iğrenç olduklarını öğrenmesinden korkar bu tipler. Ve sevdiklerinin onlardan nefret etmesini kaldıramaz. Çünkü böyle insanlar aciz ve basittir. Ya çocuğunla birlikte adam olmayı öğrenirsin ya da sana öğretirim.