Asra Zifir

Asra Zifir
@Kara_Orumcek_Zambagi
(☆ ¿?Adalet, zalimin tacını değil; mazlumun gözyaşını silmeli. ~ Yüzeyde boğulup derinlerde nefes alıyor. ■□ Dünya' nın içinde ama Dünya' dan ibaret değil. S.N.Ç
83 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Hz. Muhammed'in ailesindeki bazı kadınlar
🤍 Halaları: ♡ Safiyye bint Abdülmuttalib: Peygamber’in halası. Oğlu Zübeyr’i cesur yetiştirmiş, Bedir ve Uhud’ da Müslümanlara moral vermiştir. Cesaretiyle “savaşçı anne” olarak anılır. ♡ Âtike bint Abdülmuttalib: Müslüman olmuş, Mekke’de İslam’ın yayılışında Peygamber’e destek vermiştir. ♡ Ervâ bint Abdülmuttalib: Müslüman olmuş, ailesiyle birlikte Peygamber’in mücadelesine katkı sağlamıştır. 🖤 Teyzeleri: - Ferîda ve Fahita: Peygamber’in peygamberliğinden önce vefat etmişlerdir, bu yüzden İslam mücadelesinde doğrudan rol almamışlardır. ●○● Önüme bir video düşmüştü. Kısıtlanmış ve biraz örtülü durduğunu düşündüm: Geriye dönünce daha çok aklıma dedesi, amcası, damatları vs. geldi. O kadar halası olduğunu da teyzesi olduğunu da yeni öğrendim galiba. Tarihte ve günümüze dek sadece erkekler yaşamış ve yaşıyor gibi davranıldığından kadınlarla ilgili bir şeyler bulabilmek için illa eşelemek gerekiyor. Özellikle tarihte, yok dinde, en çok bilimde vs. aaa meğersem her şeyde. (: Kadına yıkılan roller mi yoksa erkeklerin hayali kadın figürü mü tam bilemem ama görüldüğü üzere her yerde sekteye uğramış. Özellikle kadına çoğunlukla "ev hanımı" gözüyle bakan İslamda kadınların her alanda aktiflik göstermesi onların bir hayli canını sıkmıştır. Hoş, dini öğretirken o tarz güçlü ve aktif olanları ya es geçiyorlar ya da pasif gösteriyorlar: Okumayın, meslek sahibi olmayın, erken evlenin, ilk ailenizden sonra kocanızdan ibaret olun. Onlar gözüne perde indirmesin ama siz örtülü giyinin. İlişkiler de eş ve eş olarak değil, sahip ve sözünden çıkmaması gereken hayvan üzerine kuruluyor. Şiddet güzellemesi yapılıyor ahlak ve edep güzellemesi değil, boşanma pek önerilmediğinden o aşamada dahi boşanma yerine o evden kefenle çıkma normal görülüyor. Bedensel, ruhsal ve duygusal refaha önem
Din
Reklam
"Bazen ihtiyacımız olan, çözüm değil, hatırlamaktır..."
Dün, uzun bir aradan sonra defterime yazarken sonlara doğru kendimi ağlar buldum: 6 sayfa yazdığımı fark etmemiştim ama elimde benle yorulmuştu. (: Ya hep ya hiç kişilikle denge için çabalarken "... Evet, geçmişte ya da dünde veya birkaç saat öncede kalan her şeyin olması gerektiği gibi tam ve sağlam bitmesini niyet ediyorum: Olmeden tekrar doğamam. Tekrar doğabilmem için nelerin olmesi gerekiyorsa olsün. Nelerin unutulması gerekiyorsa unutulsun, neler yarımsa tamamlansın, nelerden kurtulmam gerekiyorsa kurtulayım, neleri/ neyi atmam gerekiyorsa atayım , ne birikmişse su gibi akıp gitsin. Gitsin ki ben biraz ben olabileyim..." böyle yazarken bir de iyi geliyor diye su sesi açmıştım. Suyun içimi yıkayıp arındırdığını hissettim ve bazen "Daha sonra." deyip biriktirdiğimiz o duygular da iki çeşme olarak boşaldı. O kadar sakin ve kolaydı ki sanki ağlamak yerine gülümsüyordum. Tuhaftı ama güzeldi. Bir de tam kendimi salıp sel akıntısı sağlayacakken ablamın gelmesiyle dinmişti. O an içimden sövmemek için kendimi tutsam da homurdanmamı tutmak istemedim. Bir kelime resmen ağlama tuşum haline gelmiş ve basmıştı. Böyle bir şey beklemediğim için hala garipsiyorum ama ağlamayı sevdiğim için lafı olmazdı. Bir şeyler için düşünüp çıkmazda hissederken başka uygulamadan çıkmak üzereyken önüme dua düştü. Samimi ve doğallıkla edilmiş olanlar ilgimi çektiği için merak ettim. Başkası vesilesiyle bana, ben vesilesiyle de size gitsin. 🌻 Uzun diye biraz kırpıyorum "... Allahım konuşamadığı her şeyi dua kabul et. İçinde sessizce yaşadığı yükleri hafiflet. Geceleri kaygılarıyla değil, rahmetinle uyusun. Kendi bile meye ihtiyacı olduğunu unutmuşsa Sen bil, Sen tamamla. Ve dedim ki: Çıktığı yollarda güzel insanlarla karşılaştır onu. Kalbini incitenlerden uzak tut. Dünyası daraldığında ona
Alıntı
"Vazifeye sizin talip olmanız gerekir."
Ergün ArıkdalErgün Arıkdal Bu alanla ilgili video izlerken sonda "Vazife verilmez, alınır." tarzı bir söz denmişti. Ve de etkilendim. Tıpkı "Saygı beklenmez, hak edilir." gibi meyveli yaş pasta tadında bir sözken sevmemem mümkün değil. (: O zaman anlıyorsun ki tercih yapıyorsun: Zorunda tutulmamışsın. Kişinin kendi iradesiyle doğruyu seçmesi ile zorundalıktan seçmesi hiç de aynı şey değil. İrade ve akıl bağlantısını sağlıklı kurup yolunu seçtiğinde "Allahım ilmimi arttır.", "Allahım sana varacağım yollarda yürüt beni." , "Allahım, beni aklınla akıllandır, ahlakınla ahlaklandır.", "Allahım tövbe ediyorum, nefsimi sana emanet ediyorum. Sen emaneti hakkıyla koruyansın.", "Allahım idrakimi arttır, seni hakkınla tanımam mümkün değil ama denemek, elimden geldiğince tanımak isterim.", "Allahım beni iyilik edenlerden, yardımı layıkıyla yapanlardan eyle." gibi çağrıların (duaların) olacaktır/ oluyordur. Tercihi iman ile zorundalıktan/ kandırmacadan yapılan sözde iman farkı gibi. Kişiliğini sağlamlaştırmak ve geliştirmek istiyorsan sağlamlaştıran ve geliştiren yollarda yürüyeceksin. Nefsin canavar halini, ilkelliğini, iradesizliğini, iyi- kötü ayırt edemeyişini, yetersizliğini, basitliğini, acizliğini vs. görmezden gelip ehlileştirmezsen çağrıların "Allahım hırsızlık yapmam için lütfen ev boş olsun.", "Allahım umarım karım eve gelmez.", "Şu işi alabilmek için ne yalan söyleyebilirim Allahım?", "Milleti dolandırabilmek için başka ne numaralar vardır Allahım?", "Olmek üzereyken kestirmeden cenneti nasıl garantilerim Allahım?", "Allahım tatile gidiyorum, ne olur röntgen çekeceğim kadınlar/ erkekler olsun."... Şeytanın da Allahı vardı ama şeytanı İlahlaştıranlar ilk sanırım, her neyse. Akıllı ve iradeli varlıksan tabi ki görev almayı da bilmelisin: Seçim yapman gerekecek. Ama kullanamıyorsan
Duygu ve Düşünce
Onlar kadar ben de teşekkür ediyorum, eğlencemiz ortaktı
Bugün bir kuzenimi askere uğurlamak için beklerken ailenin ilkokul veletleri yakan top oynuyordu. Onlar gelene kadar oyuncuları izleyip hallerine gülüyorduk ve tezahürat yapmaya başlamıştık. 2 kız ve 2 erkek olarak ayrılmışlardı. Birinin yaşı dolayısıyla kızların takımı güçsüzdü ve 6' dır erkekler oynuyormuş. Buna hem güldüm hem de onların sızlanmasına hak verdim. Ve davetlerine "Vedalaşmadan sonra siz dördünüz ortaya geçeceksiniz biz üçümüz (ablam- kuzenim) sizi vuracağız anlaştık mı?" deyince kızlar sevinç sesleri çıkarırken erkekler direkt meydan okumayla "Dördümüzü elediğinizde biz sizi vuracağız." demişlerdi. Direkt savaşma moduna açıp düşman gözlerle bakmışlardı. "Anlaştık, şanslı olan ve iyi oynayanlar kazansın." dedik ve 20-30 dk onlarla oynadık. Can tutmaya yanaşmayan ya da bilmeyen veletlere öğrettik. Cansız yakan top çok sıkıcı olurdu bir de biri ölünce beklerken sıkılmasın diğeriyle oyuna girsin diye alıştırma bile yaptık. Bir süre sonra toptan kaçanlar da birkaç tutma ile özgüven kazandı ve havadan gelince tutmaya çalışırken arada öldüler. Ve bilerek yaptığımızı sanıp havadan gelenlerden de kaçtılar ta ki kankisi kenara geçene dek. (: "Kankini geçir diye çok yavaş ve yukarıdan atıyorum." dedim sona küçük (7) kalmışken. Tuttu gibi oldu ama kaçırdı, saydırmaçta kazandırdık. Ve "Z.' ye alkış. Tüm takımı kurtardı. İlk canda arada onu da ilk geçirirsiniz artık değil mi?" deyince daha çok kenarda duranı da aldılar. Biz ona pek vurmuyorduk zaten ama arada kendini o topa vuruyordu. Çok komik ve eğlenceli geçti. 0.25-50×' te 10-15 dk da bizi ortaya aldılar. Alçaktan bile tuttuğumuzu gördüklerine şok geçirmişler ve "Asra abla, 5 candan sonrasında daha tutarsan canın sıfırlanır tamam mı artık tutmayın?" demişlerdi, tabi ki bunu diyen erkeklerdi. Bu dediğine güldüm
Çocuk
Yeni nöronlar oluşturuyor seviyede olmasından mutluyum
Misafir-Sin I (İşaret V)Misafir-Sin I (İşaret V) Önceki ile bu o kadar harika ve çoğunlukla hep yeni bilgilerden oluştuğu için neredeyse kitabı komple çizdim. En beğendiğim kitap serisinden olmasına rağmen o yüzden pek alıntı paylaşamıyorum: Birini seçsem diğerlerine haksızlık olacak ve böyle eksik aktarılacak gibi hissettim. Kısa ve çarpıcı yerler var illa ki ama yine de bölemiyorum çünkü anlamsızlaşabilir. Algılamakta ve sindirmekte biraz güçlük çekiyorum: Bazı yerlerinde adeta beynimi yakıyor. Bırakmak istemiyorum ama zorundalıkla ara veriyorum. Sonunda köprüyü doğru düzgün oluşturan ve sağlamlaştıran bir kaynağa denk geldim: İslamiyet ile kuantum alanı. Öncelerde "Ben öğrendiklerimi (fark ettiklerimi) bizimkilere nasıl anlatacağım? Bedensel kalıplara hapsolmuş insanlar, yeniliği ve özellikle onlara göre bilinmeyeni kabul etmeleri zor. Şu an bile deli gözüyle bakıyorlar. Konuşmaya başlasam beni oldürmek isteyebilirler ya da zaten onlara göre dinden kovulmuş (şirk koşmuş ve çıkmış) gibi olduğum için evden de kovarlar. Şaka gibi. TV' yi bile kapatmıyorlar. Oldükten sonra ki cennet- cehennemi düşünüp şu anki hayatlarını düşünmeden yaşıyorlar. Ay daha geçen "Kurban bayramının amacını anladıysanız artık gerçek hayvanları kesmenize gerek yok. Kurban etmeniz gereken kendi nefsinizdi. Hala niye yolun başındakiler gibi hayvan kesiyorsunuz? Sonraki seviyeye geçmeniz lazımken bir öncekinde kalmaya devam ediyorsunuz." dediğim için "O zaman bayramı nasıl yaparız, bunu Allah istedi nasıl karşı geliriz, kız başına ne biliyorsun da bize söylüyorsun, şeyhler/ imamlar varken senin neyin vardı da sen söylüyorsun bu hurafeleri, sana inanacak değiliz tabi ki..." dediklerinde eski toplumda ve Kuranda neden en çok erkeklerin yer aldığını ve neden peygamberliğin onlara sağlandığını da anladım açıkçası. Çünkü "Allah adil ve
1000Kitap