Puan vermedi·110 syf.··
2025 49. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 18:32
ALBERT CAMUS- YABANCI Eserin kapak tasarımı diğer can yayınları basımdan daha kötü olmuş. Sandalye koyarak idamı simgelendiği söylenmekte bense yalnızlığı simgelediğini düşündüm ve hissettim. Çevirmeni çok başarılı buldum. Ayça Sezen’e teşekkür ederiz. Oldukça akıcı ve düzgün bir üslup ile çevrilmiş. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Özellikle işlediği konu ve konuyu yansıtma biçimini Gabriel Garcia Marquez’e benzettim. Eserin içerinden bahsedelim biraz; Girişinden başlamak istiyorum ya o nasıl bir giriş. ‘’Bugün annem öldü belki de dün.’’ Yani eserin girişi zaten ben geliyorum diyor. Bu güçlü girişten sonra annesi ölen bir adama patronun izin verirken mırın kırın etmesi çok garip geldi ve patrona baya sinirlendim. Paris’te cesedi başında 3,4 gün bekleme ve vedalaşma adeti başta bana çok garip geldi. Sonrasında ise ne kadar mantıklı olduğunu vedalaşmanın önemini hissettirerek bana anlatmış oldu. Bizim kültürümüzde vedalaşma diye bir an yok ne kadar da kötü bir durum hatta kadınlar mezarlığa bile gelmiyorlar. Ne kadar yanlış bir durum olduğunu anlattığı için Albert Camus gibi yazarlar iyi ki varlar. Bir diğer beni etkileyen konu ise annesinin cesedi yanında sigara içmenin saygı konusu olup olmadığını düşünmesi beni çok gıcık etti çünkü toplumda gerçekten bir sigaranın saygı unsuru olmasını çok sinir bozucu buluyorum. Annesinin cenazesinin bir an önce bitmesini ve eve uyumaya gitmek istemesinin nedeninin yaşam dünyasının reel hayat ile bağdaşmaması, reel hayatta insanlar için çok önemli olan olguların kendisi için önemsiz olması bizi yargılamaya itmemeli. Annesi ile iletişimini ve geçmiş yaşamı hakkında eserde herhangi bir bilgi yok ve babası hakkında da hiçbir bilgi yok. Bu yüzden annesinin huzur evinde olması parasızlıktan diye huzur evine annesini bırakan Meursault’u suçlamak mantıksız, sebebi annesi huzur evinde çok mutlu yani parası olsa da Meursalt’ın yine de annesini bir huzur evine vereceğini düşünüyorum. Ben yine bir patrona sardığım konudan bahsetmek istiyorum. Meursault’a annesinin kaç yaşında vefat ettiğini soruyor ve 60 cevabını alınca iyi bari tarzındaki yanıt vermesi toplumda çok sık karşılaştığım durumlardan biri. Böyle tepkiler veren insanlara acaba kendisinin 60 yaşında vefat edeceğini söylesek ne tepki verirlerdi diye düşünmeden edemiyorum. Erkeklerin birbirini her zaman anladıklarının bahsedilmesine katılmıyorum. Özellikle duygusal konularda kadınlar birbirleri ile ağlayabilir ve konu her ne ise bir daha yüzüne vurulmaz ve sonrasında desteklemeye devam ederler. Erkeklerde ise konun ağırlığına göre dalga geçilme gibi durumlarla karşılaştığından daha da yalnız kalır ve bu durumları yalnız atlatmayı tercih ederler. Diğer bir can alıcı nokta ise tüm eserde karakterlerin ismi var iken Araplara sadece Arap diye hitap etmesi ve isminin olmasının altında ırkçılık veya dinsel bir mevzu yattığını düşünüyorum. Eserin en sevdiğim alıntısını paylaşmak istiyorum. ‘’ Müvekkilim annesini gömmüş olmaktan mı yoksa adam öldürmekten mi yargılanıyor?’’ bu alıntı hakim ve avukatın arasında geçen diyalogda hakimin bir insanın annesinin ölümüne nasıl bu kadar kayıtsız kaldığını anlayamadığını ve bu düşünceye katlanamadığı için kendi içerisindeki içsel çatışmayı bize yansıtıyor
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
·
79 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.