·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Temmuz 2025 22:52 1000k içerisinde ilk defa, daha önce kimse tarafından okunmamış (okunduysa da kaydı buraya girilmemiş) bir kitabı okuma şansını yakaladığım kitap. Tabi diyebilirsiniz, bu şans sana ne kazandırdı diye; hiçbir şey ama küçük şeylerle de mutlu olmak lazım :)
Genellikle hayatta olmayan insanların kitaplarını okuyan biri olarak, aynı zamanda ilk defa daha kırklı yaşlarında, hayatının baharında olan bir yazarı okumak da benim için farklı bir deneyimdi. Kitap, genel anlamda büyük bir kurgunun olduğu romandan ziyade, yazarın kendi hayatı ve gözlemleri üzerinden oluşturduğu ve üslubunun güzelliğini yansıttığını harika bir eser.
Irak Savaşı'ndan başlayarak, Orta Doğu'da başlayan huzursuzluk ortamı ve bu ortamın bir sonucu olarak başka ülkelere sığınma durumunda kalan insanların; bize medeniyet olarak gösterilen (hatta gösterilmesine gerek dahi olmadan bizim öyle düşündüğümüz) Batı'da nasıl alt-insan olarak görüldüklerini, herkese karşı eşit derecede merhametli olduğunu iddia eden Batı'nın, teni daha koyu ya da inanışı farklı diye binlerce bebeğin ölümünü umursamaması ve bu tarz korkunç olaylara, kendisine maddi yarar sağladığı ölçüde sessizlikle yaklaştığını El Akkad, kendine has bir gazeteci üslubuyla sakince anlatıyor.
Yazarın üslubundaki sakinlik ve cümlelerin gidebileceği bütün yanlış yönlendirmelerin önünü kapatması da benim yazarda en beğendiğim nokta oldu.
Orta Doğu'daki karışıklıkların, oradaki insanlar tarafından ne kadar yıkıcı olduğunu tahmin etmek zor değildi ancak bunu arkasına etkileyici, sinematik bir müziğin konulmadığı; belgesel tadında bir içerikte ya da bir filmde değil de yazarın kitapta hissettirebilmesi gerçekten takdire şayandı.
Bence, yazarın dili ve üslubu açısından okunduğunda fazlasıyla keyif alabileceğiniz ancak olayların da sizi üzdüğü bir kitap. Güzel yazılmış bir kitap okumak isteyen herkese tavsiyedir