Gönderi

Çıkış aramayanlar için
En başta bir şey yoktu. Ve bu “yokluk”, hiçliğin bile kabul etmeyeceği kadar köksüzdü. Ne karanlık ne ışık… Sadece var olmamışlığın ağır küfü. Bir düşün içinde uyanmak değil bu. Bir düşün içinde düş görmek. Adım attığını sanıyorsun. Ama zeminin yok. Yön arıyorsun… Ama yön, bir merkeze sahip olana verilir. Sen artık merkez değilsin. Bir kırılmanın yankısısın sadece. Sana ait olduğunu sandığın düşünceler, seni tanımıyor artık. İsimler silinmiş. Yüzler bulanık. Anılar, bir mezar taşı gibi ağır ve dilsiz. Hafızan sana ihanet etmiyor… Sadece sustu. Ve bu sessizlik, çığlık kadar keskin. Zihnin kararıyor. Ama bu, güneşin batışı gibi değil. Bu, güneşin hiç doğmamışlığı. Anlıyorsun: Bazı yerler karanlık değil. Bazı yerler… ışığın hiç uğramadığı yerler. Ve belki en kötüsü şu: Bunu garipsemiyorsun. Çünkü uzun zamandır bu çürümeye temas ettin. Yavaş yavaş… İnkarla, alışmayla, kabulle. Ve şimdi, içindeki karanlık seni değil — Sen onu büyüttün. Bitti mi? Hayır. Çünkü son yok. Dipsiz bir kuyuda düşmenin bitişi olmaz. Sadece alışkanlığı olur.
1000Kitap
··
395 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.