·408 syf.····Okunma: 02 Ağustos 2025 19:45 O meşhur klasiği sonunda okuduğum için üzerimden bir yük kalkmış gibi hissediyorum. Kitabı okuduğum süre boyunca adeta o evrenin içine dahil oldum; karakterlerin hayatları, duyguları ve yaşadıkları benim gerçekliğim oldu. Kitabın kapağını kapattığımda, sanki kendi hayatımdan bir dönemi tamamlamışım gibi bir hisle baş başa kaldım.
Bu yakınlığın sebebi sanırım, her bir karakterin çocukluğundan ölümüne kadar yaşamına tanıklık etmiş olmam. Onlarla birlikte büyüdüm, değişimlerine şahit oldum ve sonunda vedalaştım.
Başlangıçta karakterlerin sayıca fazla olması ve aralarındaki ilişkilerin karmaşıklığı beni biraz zorladı. O yüzden kafamda oturtabilmek için Google’dan bir soy ağacı şeması buldum. Hatta bu şemayı oturtana kadar, yani yaklaşık ilk 100 sayfa boyunca kitabın akıcılığını pek hissedemedim. Buna rağmen, neden bu kadar çok beğenildiğini anlamak için aynı şevkle okumaya devam ettim. İkinci yarısı hızlı aktı.
Kitapta beni en çok düşündüren ve üzen temalardan biri şuydu: Belki de son derece aydın, iyi bir birey olabilecek çocukların; içinde bulundukları kötü çevre ve koşullar yüzünden nasıl bambaşka birine dönüşebildiklerini, nasıl karanlık bir dünyada yitip gittiklerini görmek…
Ayrıca, kitap bana aşkın sadece iyi insanların yüreğinde değil; kimi zaman kötü, bencil, hatta acımasız kişiliklerde bile ne denli güçlü yer edinebileceğini gösterdi. Ve aşkın her zaman iyileştirici bir duygu olmadığını, tutkunun sınır tanımadığını…
Kitaptaki favori karakterim Hareton oldu. Çünkü bana göre en savunmasız ve çaresiz karakter oydu.
Ve son olarak bu romanın 178 yıl önce yazıldığına parmak basmak istiyorum. Bu gerçekle beraber eleştirilerimizi o denli törpülemek gerekli oluyor diye düşünüyorum. Çok beğenilen klasik kitapların hem nedeni hem de sonucu olarak…