·432 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ağustos 2025 11:53 Reşat Nuri Güntekin’in “Akşam Güneşi” adlı kitabını okurken, açıkçası giriş kısmında biraz zorlandım. Doktor, koruyucu, çavuş gibi karakterlerin yer aldığı ilk bölümlerde kitap tam olarak nerede başlayacak, ana konu ne olacak pek anlayamadım. Bir an duraksadım diyebilirim; hatta “Acaba devam etmesem mi?” bile dedim kendi kendime. Oysa daha önce Reşat Nuri’nin 3-4 kitabını okudum ve her birini çok severek, hiç yorulmadan, merakla bitirmiştim. Ne olup bittiğini takip etmekte hiç zorlanmamıştım. Bu kitapta ise ilk sayfalarda ufak bir sendeleme yaşadım.
Ama yine de Reşat Nuri Güntekin’in kalemine olan güvenim ağır bastı. Kaleminin sadeliğine, insanı içine çeken anlatımına olan inancımla okumaya devam ettim. İyi ki de etmişim. Çünkü ilerleyen sayfalarda karakterler ve olaylar daha da şekillenince hikâyeye kaptırdım kendimi.
Özellikle Nazmi’nin hırçın halleri, Nazan’la olan karmaşık ilişkisi ve sonrasında Şükran’la evlenmesi derken olaylar derinleşti. Tabii bu sırada Jülide’nin varlığı da hikâyeye ayrı bir yön kattı. Nazmi’nin iç dünyası, geçmişte yaşadığı şeylerin bugüne nasıl yansıdığı çok etkileyiciydi. Adaya yerleşmeleriyle birlikte Jülide'nin Nazmi’ye olan tavrı ve bu tavır karşısında Nazmi’nin tutumu bana bir çocuğun ihmal edilmesinin ne gibi yaralar açabileceğini düşündürdü. Nazmi’nin gençliğinde amcasına çektirdiklerini hatırladım bu noktada ve aslında hikâye farklı bir duygusal derinliğe ulaştı.
Kitabın sonlarına doğru Jülide’nin Nazmi’ye yazdığı mektup ve aşkını ilan etmesi beni çok etkiledi. Gerçekten çok güzel bir mektuptu; sade ama içten. Kitabın sonu biraz farklı bitti diyebilirim. Belki ben Nazmi’nin kendi hayat hikayesini anlatmaya başladığı noktaya yeniden dönmesini, orada tamamlanmasını isterdim. Ama buna rağmen yine o doyumsuz, klasik Reşat Nuri kalemiyle yazılmış harika bir eserdi.
Her ne kadar başta biraz tereddüt yaşasam da, sonunda iyi ki okumuşum dedim. Reşat Nuri Güntekin’in insan ruhunu bu kadar iyi çözümleyip kelimelere dökebilmesi gerçekten hayranlık uyandırıyor.
İbrahimi unutmamak lazım müthiş bir renk katmıştı