8/10
·524 syf.··
2025 38. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 00:00
Hayatta, esas mesele mutluluktur. Bazıları mutludur, bazıları mutlu olamaz. Tabii çoğunluk ikisi arasında bir yerdedir. . . İlksöz: Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. İstanbul'un zengin ailelerinden Kemal sosyetenin güzel kızı Sibel'le birliktedir. Sibel Fransa'daki eğitimini tamamlayınca Haziran'da nişan yapılacaktır. Kemal ve Sibel şimdiden İstanbul sosyetesinin en gözde çiftidir. Bir İstanbul gecesi eve dönüş yolunda Sibel vitrinde bir çanta görür ve beğenir. Kemal sevgilisini mutlu etmek için ertesi gün mağazaya gidip çantayı alır. Mağaza'da karşısına çıkan uzak akraba Füsun'u görmesi Kemal'in hayatını başka bir raya taşır. Kemal Füsun'a tutulmuştur. Tipik bir Yeşilçam kurgusu barındıran, hatta Yeşilçam'ı da barındıran kitap aslında bu tutkunun anlatımı ile kendini farklı kılıyor. Pamuk, Kemal'in yaşadıklarını, duygusal yoğunluklarını, duygusal catışmalarını o kadar iyi yoğurup okuyucuya sunuyor ki bizim elimizde tuttuğumuz Kemal-Sibel-Füsun öyküsünden çıkıp melankolik bir tutkunun satırlara düşmüş hâli oluyor. Bir duyguyu yazım yoluyla anlatma zorluğunun üstesinden çok iyi geliyor ve gerçekten iyi bir metin çıkıyor sonuçta -evet bir bölüm var ki uzatılmak için yazılmış hissini bana da verse de-. Bir diğer önemli konu, hepimiz Kemal'in kurgu olduğunu bilsek de kitabı okurken, bitirince ve bittikten günler, aylar sonra hâlâ "Kemal aslında kim, gerçekten bir Kemal var mıydı" diye sormalara devam etmemiz. Müzeyi görmeyen ve olayın kurgu olduğunu başından sonuna kabullenmiş biri olarak "Kemal kim olabilir" diye beni ve sanırım çoğu okuyucu düşündürten Orhan Pamuk'un kaleminin gücü ve karakter yaratma başarısı olsa gerek. Masumiyet Müzesi #korsaniledünyaturu yeni sezonun ilk kitabıydı. Herkesin çoktan okuduğu bu kitabı ben neden şimdi okudum ondan da bahsedeyim. Daha önce birkaç kez belirtmiştim yorumlarda, Orhan Pamuk'la tanışmamız eskilere dayanıyor, Onun da ilk yıllarına. 1991'de birkaç ay içinde Beyaz Kale, Sessiz Ev ve Kara Kitap'ı okudum Can'ın ilk baskılarından. O kadar çok sevdim ki yine o yıl ya da ertesi yıl Cevdet Bey ve Oğulları'nı okudum Can baskısından, arkadaşımdan ödünç alarak. Yeni Hayat'ı ve Benim Adım Kırmızı'yı İletişim'den yayımlandığı ilk aylarda okudum. Kar biraz benden ötürü gecikti, 2002'de ilk basım alındı da okunması 10 yıl sonra oldu. Bunları niye yazdım, kitaplarını basılır bakılmaz okuyan ben ne oldu da Masumiyet Müzesi'ni şimdi okudum, işte bunu açıklayabilmek için. . Nobel öncesi söylemleri etkilese de bunun başlıca sebebi Orhan Pamuk'un popülerliğinin artması ve kendisinin daha çok okunan biri olma yolunda yazım tarzını değiştirmesi. O ilk kitaplarda var olan -Tahsin Yücel'in Türkçesi bozuk dediği- o uzun, bol devrik yapılı ve anlaşılması zor cümlelerini çok sevdim. Okurken hem okuyup hem ne diyor, kim bunu diyor diye çabalamayı o zaman da severdim şimdi de çok seviyorum. Masumiyet Müzesi'nin konusunu ve bu kolay okunma ve daha çok okura ulaşma isteğini bir kusur olarak niteleyip kitabı değil okumak almadım bile. . Okuma sonrası düşüncem değişti mi derseniz o zamanki verdiğim karar doğruymuş derim. O günkü yaş ve okuma geçmişime bakarak, kurgudaki olayla daha çok ilgilenen ben hiç sevmezdim bu kitabı ve ne bu böyle yüzlerce Yeşilçam filminden biri der geçerdim. Ama şimdi ben değiştim, okurkenki ben değişti -artık kurgudaki olaydan çok karakterlerle ilgileniyorum-. Bir de Oğuz Atay'ın Günlük'ünü okuyup Onun da anlaşılmak isteğini ve daha anlaşılır yazmalıyım tespitini görmüş bir okur olarak bugünden dönüp geriye baktığımda, o gün hor gördüğüm "anlaşılma isteğini belirten Orhan Pamuk'u" bugün anlıyorum. . Uzattım. Uzun lafın kısası o gün "ne bu böyle" deyip beğenmeyeceğim kitabı bugün "tutkulu bir aşkı ve o aşk diygusunu güzel anlatmış" diyerek beğeniyorum. Okumayan kaldıysa tavsiyemdir. Zaten bildiğim kadarıyla önümüzdeki sezon dizisi de olacak, ön okuma yapmış olursunuz. Umarım Kemal'in dedigi gibi "Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım" diyebileceğimiz bir hayat yaşarız. Sağlıcakla. Kitapla. . . . Sonsöz: Aşk, Füsun'un karayolları, kaldırımlar, evler, bahçeler ve odalarda gezinirken ve çay bahçelerinde, lokantalarda ve akşam yemeği sofrasında otururken, ona bakan Kemal'in duyduğu bağlılık duygusuna verilen addır. . . .
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
·
113 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.