Psikiyatrist
Wulf Dorn gerçekten olay örgüsünü iyi kuran bir yazar.
Kitabı okurken olayların içinde bir oraya bir buraya savruldum ama akıştan koptuğum herhangi bir yer olmadı. Aksine, her sayfadan sonra "Ne olacak?" diye daha da meraklandım. Psikiyatri uzmanı olan Ellen'ın bir hastayla karşılaşması ve ardından kaybolmasıyla başlayan hikâyede, onu bulabilmek adına verdiği mücadeleyi okuyoruz. İlerleyen bölümler ise adeta bir karmaşanın içinde tahmin edilebilirlikle edilemezlik arasında ince bir çizgide ilerliyor. Bir an "Evet, tamam, bu kişi yapmıştır" diyorsunuz ama sonra tam tersi çıkıyor. Bu bilinmezlik, kitabın okunurluğunu ve merak duygusunu canlı tutmuş bence.
"O geldiğinde beni koruyacağına söz ver!" cümlesi kitabın sonunda daha da derin bir anlam kazanıyor.
!!!! Devamı SPOILER içerir... !!!!
Kitabın başında bazı olayların hayal mi yoksa gerçek mi olduğuna hemen bir karar verebiliyordum. Ancak bir an geldi ki, artık Ellen bize gerçeği mi yoksa kafasının içindeki hayalleri mi aktarıyor, anlayamaz oldum.
Bir anda sürüklendik ve işte o andan sonra şu şüphe ortaya çıktı: "Gerçekten onu takip eden biri var mıydı?"
Kitabı okurken, gerçekten birisinin var olduğuna inanmıştım. Ancak sonunda hiç olmaması ve geçmişten gelen kötü birinin varlığının hayali olması... Derinden yıktı diyebilirim.
Onun dışında otelde hayalet kızı gördüğünde, aslında en baştaki hasta kadının Ellen olduğunu tahmin etmiştim. Ancak olayların bu şekilde ilerlemesi ve geçmişi beni şaşırttı ve üzdü. Okumakta zorlandığım sahneler oldu. (Ki gerçek bir hikâyenin biraz değiştirilmiş hali olması da ayrıca zorladı.)
Kitabın bir diğer etkisi de sonuna kadar şüphe ettirmesiydi. Yani olaylar çözüldü, her şey açıklandı tamam mı ama ben sonda, Chris’in ölümü hakkında Mark ve Axel ifade verdikten sonraki sahnede, Axel sırf Marlboro sigara uzatıyor diye bir ters köşeyle onun Kara Adam çıkmasını bekledim. (Nedeni Kara Adam Marlboro kokuyordu) Gerçekten bekledim yani ve sonraki sayfaya hızlıca geçtim ama tabii ki değildi.
Sonuç olarak olay örgüsü, anlatımı ve akıcılığıyla gerçekten çok beğendiğim bir kitap oldu.
Wulf Dorn Bey, harikasınız..