·160 syf.····Okunma: 12 Temmuz 2025 16:21 Billy Casper’la ilk tanıştığımda, onun ne kadar yalnız, ne kadar görünmez bir çocuk olduğunu hemen hissettim. Yoksul bir madenci kasabasında, ilgisiz bir anne, sürekli zorbalık eden bir abi ve anlayışsız öğretmenlerle çevrili hayatında, Billy’nin kendine ait hiçbir alanı yoktu. Ta ki bir gün bir kerkenez yavrusu bulana kadar…
Bu küçük kuş, Billy için sadece bir hayvan değildi. Hayatında ilk kez bir şeyi sahipleniyor, bir şeye ilgi duyuyor, sevgi ve merhamet hissediyordu. Onu eğitiyor, doğayı gözlemliyor ve o kuş sayesinde kendi varlığını biraz olsun hissedebiliyordu. O kerkenez, Billy’nin kurduğu küçücük bir dünya gibiydi.
Ama ne yazık ki gerçek hayat masal gibi devam etmiyor. Hikayenin sonunda yaşananlar yüreğimi gerçekten burktu. Kitabın dili sade, hatta uzun betimlemeler de yok; ona rağmen yazar size Billy’nin sessizliğini hissettirmeyi başarmış. Öyle bir sessizlik ki bahsettiğim, okurken çok üzüldüm. En çok da Billy’nin hayatında kimsenin “onu görecek zamanı” olmamasına üzüldüm.
Bu kitabı okumalısın çünkü bazı hayatlar çok sessiz. Çünkü çocukluk her zaman masumiyet ve neşe dolu olmuyor. Çünkü sevgiye aç bir çocuğun, bir kuşa tutunarak hayatta kalmaya çalışması göz ardı edilecek bir hikaye değil. Kerkenez, kısacık bir kitap ama bitirdiğimde kalbimde uzun süre yankılanan bir sessizlik bıraktı. Bazen çığlık çığlığa bir adalet arayışını, bazen de sadece bir çocuğun sessiz gözyaşlarını duyuyormuş gibi hissettim.
“Dünyası küçüktü… ama içinde bir kuş kadar özgür olmayı hayal ediyordu.”