Yılı tam aklımda değil ama ya 2011 ya 2012. O dönem konuşmalar düzenleyen genç bir arkadaş bizimle bağlantı kurdu ve ben hocamla üniversitelerde ücretli konuşmalar düzenlemek istiyorum, dedi. Öğrenci arkadaşlar bilet alarak salona girecekler, Doğan Hoca da konuşma yapacaktı. Şimdi hem öğrenciler hem de genel katılım için çok yaygın bir yöntem ama o zamanlar pek örneği yoktu. Kendisine çok yoğun talep geliyordu üniversitelerden. Bıraksak her gün üniversite konuşması yapabilirdik ama bu hem çok yorucu hem de iş açısından bakıldığında sürdürülebilir bir model değildi. Üzerine çok düşündük ve sonunda bunu bir deneyelim bakalım ne olacak diye yola çıktık. Süreç gayet keyifli başladı. Gittiğimiz her yerde salonlar doluydu. Biz memnun, organizatör memnun, öğrenci memnundu. Sanırım üçüncü konuşmamız Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'ndeydi. Bilenler bilir, buranın müthiş bir salonu vardır. Çok katılımcı alan bir salon. Tüm koltuklar dolu, üstüne üstlük merdivenler bile tıklım tıklım. Hoca severdi üniversite öğrencilerini. Nasıl keyif alırdı orada olmaktan. Adeta gençleşirdi. Konuşmayı birlikte yaptık. Nefisti. Yaşamdan, seçimlerden, emek vermekten, değerlerden, hayatın hakkını vermekten bahsettik. İmza da saatler sürdü. Çıkıp arabaya gittiğimiz zaman ortalık karanlıktı. Benim arabamla gelmiştik. Arabanın başına geldiğimiz zaman bir kız öğrenciyi orada beklerken gördük. Çok teşekkür etti, konuşma için yorum yaptı. Doğan Hoca yorgundu, vedalaştı ve arabaya bindi. Ben de vedalaştım. Tam arabaya binecekken kız: "— abi bir bakar mısın?" diye biraz uzaktan seslendi. Yanına gittim. Bana baktı. Gözleri yaşlı: "—Ağabey dedi. Ben konuşmaya bilet almadan girdim. Çok utanıyorum. Beni affedin." Ben daha cevap veremeden elime bir şeyler tutuşturdu ve koşarak gitti. Ben öyle kalakaldım. Elimde bir kağıt parçası. Ne olduğunu da anlamadım. Arabaya döndüm. Kağıdı açtım. İçine bilet parasını koymuş.
Canım hocam ne oldu diye sordu. Hocam dedim. Böyle böyle. Arkadaş biletsiz girmiş. Anlattıklarımız dokunmuş. Utandığını hissetmiş. Kendince de çözümü böyle bulmuş. Canım hocam. Gözleri doldu. Tanıyanlar bilir o hareketini. Eliyle ağzını kapattı. "— Polat, biz bir daha bu çocukların karşısına biletle çıkmayalım dedi." Bana göre haklıydık. Ayrıca arkadaş da yaşamla ilgili önemli bir ders almıştı. Kendisine de öyle dedim. Canım hocam dedi ki: "— Polat evet, arkadaş bir şey öğrendi ama biz birinin öyle ya da böyle utanmasına vesile olduk. Ben bunu kaldıramam.
Bu organizasyon maceramızın sonu da bu oldu. Bir daha da böyle bir şeye ön ayak olmadık. Şimdi dönüp bakıyorum o güne, Doğan Cüceloğlu olmak ne demek daha iyi anlıyorum.İyi kiYıldız Hacıevliyagil CüceloğluDoğan Cüceloğlu