Şimdilik kendimce özeti burada bitiriyorum neden mi manevi duyguyu veremediğimi düşünüyorum atladığım çok fazla şey var. Yazdığım şeyler olayları tekrarlıyor ama kitabın anlamı böyle değil. kendini gerçekleştirme konusunda yada kader konusunda bir şeyler demek istiyor özette bu duyguyu yakalayamadım. olay var bilinç yok maalesef
Çoban Oscar Wilde’nin kitabını elinde tutuyordu. Benim bu kitabı daha kalın bir kitapla değiştirmem lazım böylece kitabı yastık olarak da kullanabilirim. Aklında 4 gün sonra koyun kırpmak için gideceği yeri düşünüyordu. Geçen yıl arkadaşının tavsiyesiyle bir tüccar bulmuştu tüccar yünleri iyi para veriyordu. Konu paradan bağımsızdı tüccarın kızıyla muhabbet etmiş bir yıldır tekrardan görüşeceği günü hayal ediyordu. bu arada 2 kere garip bir rüya görmüştü giderken de bir falcıya görünmeyi düşündü.
Gitme günü gelmişti onu oraya çeken bir şey varmış gibi koyunları arkadaşını bırakıp birazcık bakıp yaptıktan sonra gitmeye karar verdi. işlerini yaptıktan sonra gelmişken falcıya görünmeye gitti. çoban rüyada bir çocuk gördüğünü çocuğun onu alıp piramitlere götürüp hazineyi göstereceği yerde uyandığını söyledi falcı rüyaları tümünü açıklayamayacağını buna bilgisinin yetmeyeceğini söyledi. Falcı bu bilgi karşılığında hazinenin onda birini istedi çoban da sahip olmadığı bir şeyi vermeyi kabul etti.
çoban kitap okurken yanına yaşlı bir adam geldi. Babasının nasihati olmasaydı adamdan uzaklaşıp ya da adamın gitmesini isteyecekti ama bunu yapamadı. yaşlı adam kitaba bakmak istediği çoban onun okuma yazma bilmediğini onu küçük düşürmemek için bir şeyi demeden kitabı verdi ama adam kitabın çok sıkıcı olduğunu söyledi. Çoban şaşkınlığını gizleyemedi adam bu kitabı okumuştu. Yaşlı adam çobana hazineden, hazineden ve hatta şimdiye kadar kimseye anlatmadığı şeyleri anlattı. Yaşlı adam hazinenin yerini söyleyeceğini ama buna karşılık 10 tane koyununu istedi. Çoban tüm bu gizemli olaylardan sonra teklifi kabul etti diğer gün 10 tane koyunu verip geri kalanını satarak yolculuğuna yani piramitlere Mısır'a doğru yola çıkmaya başladı.
gemiyle karşı tarafa geçmişte buranın kültürü ve dili farklıydı. Bir kahveye gidip en işaretiyle bir çay gösterdi bunun şarap olduğunu düşünmüştü Ama çay gelmişti ve burada şarap yasaktı. Çayını içerken yanına bir genç geldi aynı yaştaydılar hemen hemen ona Mısır'a gideceğini söyledi genç Mısır'ın çok uzak olduğunun ve bunun için çok fazla para gerektiğini söyledi. çoban cebindeki bütün paraları çıkarttı kahveci bunu görünce bir şeyler demeye başladı ama çoban Arapça bilmediği için bir şey anlamadı genç kahveciyi yana iterek çobanla birlikte dışarı çıktılar. paralar gençteydi çoban ondan daha güçlü olduğunu biliyordu bu yüzden içini rahat ettirmeye çalışıyordu bu parayla deve alıp Mısır’a gideceklerdir pazarda yürürken çoban bir şeye daldı bir an yanında ki karartının kaybolduğunu fark etti bu yüzden o tarafa dönmek istemiyordu ama istemeden döndü genç paraları alıp gitmişti kahveci bunu söylemeye çalışıyordu.
Pazarda yüksek bir yere çıkıp bir şeyler söyleyen bir adım ortaya çıktı sonra pazardakilerde ona eşlik edip beraber gittiler(ezan okundu ve namaza gittiler) çoban pazarda tek başınaydı orada kalakalmıştı. Acıkmaya başlamıştı pazarcılar döndü pazarcılardan birine yardım etti adam buna karşılık ona tatlı verdi gülümseyip vedalaştılar ama ikisi de farklı dili konuştukları halde anlaşmışlardır. Yukarı doğru çıkar eski ihtişamını kaybeden bir billuriyecinin eşyalarını temizleyip bunun karşılığında yemek ister. Müslüman olan sahibi bunu yapmadan da misafire yemek ikram etmenin dinlerince gerekli olduğunu söyledi. Çoban para karşılığı burada çalışmayı teklif etti adam önce kabul etmek istemese de bir şey kaybetmeyeceğini anlayıp kabul etti. Çoban o kadar verimli ve düzenli çalıştı ki burayı eski ihtişamına döndürdü. Şimdilik kendimce özeti burada bitiriyorum neden mi manevi duyguyu veremediğimi düşünüyorum atladığım çok fazla şey var. Yazdığım şeyler olayları tekrarlıyor ama kitabın anlamı değil kendini gerçekleştirmelk