10/10
·509 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
Kitabımıza giriş yaparsak;dostunun başına gelen birtakım olaylardan sonra zor zamanlar geçiren Demir'in bir davete katılmayı kararlaştırmasıyla başlıyor. Oraya gidene kadar sürekli bir şeyleri araştırdı, savaş verdi. Dostunun yaşadıkları onu hep şüpheye sürükledi. Her kadına aynı gözle baktı. Sonra kendini koydu yerine;sürekli sorguladı. Ona yapılanları sindiremedi.  Sonra davette, Cannes'da tam olarak başladı her şey. İlk defa onun gibi birisini görmüş ve bir daha unutamamıştı. O kadar güzel ve farklı olduğunu düşünmüştü ki...  Ama sonra şüpheleri çıktı su yüzüne. Ya farklı değilse diye düşünceler dolandı zihninde. Yedi bitirdi onu. Hep acaba diye düşündü. O an üstünde durmadı. Ta ki bir daha ki karşılaşmaya kadar.  Bir süre sonra resmi olarak tanışmaları çoğu taşı yerine oturtsa da ilk görüşte aşık olduğu kadından hep emin olmak için çırpındı. Kafasını dağıtmak için gittiği yerde yüreği yudum yudum doldu. Ve bu savaşı şüpheleri değil, kalbi kazandı. Paris onlar için masalın başladığı yerdi. Onların sonsuz aşkının bir simgesiydi. Birbirlerinin çoğu yönden ilkleri, sonsuzlarıydı. Burada Demir'in yaşadıklarını  ve tecrübe ettiklerini göz önüne alırsak; bunlar çok normaldi. Hatta çoğu kişi için abartı olan kıskançlıkları bile...  Burcu için işler zordu, daha çok kırıcı ve yıpratıcıydı. Demir gibi babası da çok güvensizdi.  Ama Kenan Doğan'ın olayı geçmişteki hatayı bir daha yaşamamak içindi... Kalbi yerine mantığını ön plana çıkardı. Yaralar içinde bıraktı küçük kızını... Hem de hiçbir suçu olmamasına rağmen... Ailesi için, kardeşleri ve annesi için Burcu kendi yaralarını sarmayı denedi. Ne kadar ayakta olsa bile onu yıkmak, parçalamak için direnen kırgınlıkları vardı.  Ve her ne kadar çok kızsam da onun içinden geçenleri okuduğum için hak verdim. Karşısındaki engelin sinir bozucu ve korkutucu olması onun tüm iyi niyetini emmese her şey bambaşka olabilirdi. Daha az sorun olurdu. Ama belki de ilişkilerinin zemini bu kadar güçlenmezdi. Sonrası Demir ve Burcu için zorlu bir süreçti. Çünkü geçmişin ruhlarına verdikleri zarar birer birer ortaya çıkıyordu. Söylenen yalanlar ve güvensizlikler de pek gizli kalmıyordu. Kötü zihinler kötü planlar yaparken sadece içlerinden geleni yaşıyorlardı. Yani sevdiklerini korudular, sevgilerine sahip çıktılar.  Tanrısal bakış açısında olduğu gibi ben dilinde de iyi olduğunu resmen kanıtlamış yazar. Her iki karakteri de, duygularını da hissettirdi. Bir kitapta en dikkat ettiğim şeye;zihinde canlanma olayını mükemmel yaratmış. Birbirlerini bu kadar güzel seven iki kişiyi okumak her zaman kolay olmuyor.Özellikle şu son zamanlarda.... Her zaman bir zihinden bu kadar berrak şeyler çıkmıyor. Abartı bir şey okumadım. Ben aşkı okudum. Hata yapabilen insan, hata yapabilen aileyi okudum. Güzel seven, sevdiği kadar kıran, yıpranan bir adam ve canı yanan, fedakar bir kadını okudum. İmrenerek Demir'in küçüğünün duygularını hissettim. Gerçek anlamda hissettim. Serinin diğer kitapları için sabırsızlanıyorum.  Kesinlikle kitapçınızdan isteyin!
Aşk Her Şeyi Affeder mi?Burcu Büyükyıldız · Ephesus Yayınları · 2015463 okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.