·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ağustos 2025 00:00 "YILDIZ ZAMANI"
Bazen bir kitabı sadece okursunuz. Bazen bir kitabın içine girer, karakterlerle birlikte yaşar, büyür, üzülür, hayal kurarsınız…
Lise son sınıf öğrencisi Gökalp, Hukuk Fakültesi hayaliyle yanıp tutuşan, hayallerini ailesinin zorluklarına rağmen bırakmayan bir genç.
Bir yanda maddi imkânsızlıklar, diğer yanda kardeşi Gökben’in yaşadığı zorbalık, babasının kaybolan mesleği, annesinin sessiz çabası ve Gökalp’in büyük hayalleri...
Zaman, bu kitapta sadece saatin akışı değil; aynı zamanda yüreğin, emeğin ve sabrın ölçüsü.
Kitabın en dokunaklı karakterlerinden biri olan Nevzat Hoca, sadece bir öğretmen değil, bir yol gösterici.
Gökalp’in hayatına dokunduğu gibi, biz okurların da kalbine dokunan biri.
Gökalp okul çıkışlarında öğretmeni Nevzat Hoca'yla konuşur; hayatını, duygularını, geleceğini paylaşır. Aynı zamanda platonik aşkı Eceye karşı kalbindeki bu derin sevgiyle yaşar, ama o fark edilmez. Dershane, sınav, hayaller arasında yol alırken, ailesi ve öğretmeni ona yaşama dair umut verir .
Babası "zamanın ileri gittiğini sanan çocuk" der. Zaman meselesi; ölçmekten ziyade yaşanacak anları çoğaltmakla ilgilidir. Digital göstergelere değil, akrep ve yelkovana inanır. Zanaatın yok oluşuna tanık olsa da hüznünü saklayan bir ustadır. Gökben’e farklılığını anlatışı, Gökalp’e yoldaş oluşu ve kendi geçmişindeki büyük kaybı anlatışı...
Nevzat Hoca, sadece kitap karakteri değil; hayatımızda hepimizin bir dönem ihtiyaç duyduğu o özel insan gibi...
'Baba olmak için; bir çocuğu koşulsuz sevmek, onun arkasında durmak, güven vermek, yol göstermek kâfi.'
Gökalp’in tek dostu, çocukluk arkadaşı Mustafa, bu hikâyenin en saf ve en hüzünlü yanlarından biri. Sevgi görmemiş bir çocuğun, sevgiyle dolu bir gençliğe tutunma çabası.
Güzel Sanatlar hayali, çizimleri ve yaşadığı duygular kitabın duygu yoğunluğunu artırıyor.
Bazı dostluklar vardır, kelimelere gerek bırakmaz. Mustafa ve Gökalp’in dostluğu da onlardan biri...
Gökalp’in dershanede gördüğü Ece, zengin ve ulaşılmaz biri gibi görünse de Gökalp’in kalbinde sakladığı büyük bir sevdaya dönüşür.
Ama o sevda, sadece yürekte kalır…
Çünkü hayallerin ve sorumlulukların arasında, aşk kendine yer bulamaz.
Ve biz okurlar da şu sözde yankılanırız:
“Birini sevmek için sonunda kavuşmak şart değilmiş…”
Aile bağları, kardeşlik, öğretmen-öğrenci ilişkisi, gerçek dostluk, bastırılmış duygular, hayaller ve hayal kırıklıkları…
“Yıldız Zamanı”, bu kadar kısa sürede bu kadar çok duyguyu nasıl sığdırmış diye düşündüren bir kitap. Her satırında bir ders, her karakterinde bir mesaj var. Kitapta anlatılan her birey, aslında hayatın ta kendisi.
Kitap, sadece Gökalp’in değil, hepimizin hikâyesi bir bakıma.
Bir çocuğun büyüme sancılarını, bir babanın sessizliğini, bir öğretmenin içsel fırtınasını, bir dostun sadakatini, bir gencin kalp çırpınışlarını, bir annenin sessiz dualarını anlatıyor…
Ve bize şunu hatırlatıyor:
“Herkesin içinde bir yarası vardır. Gördüysen, gördüğünü belli etme.”
Zamanla yarışmak yerine, zamanla barışmak isteyenler için…
Yüreğinize bir çay daveti gibi gelecek bir kitap arıyorsanız, Yıldız Zamanı tam size göre.
Zamanı ölçmenin ötesinde, yaşanmışlığı hissedenlere hitap ediyor.
Okuduktan sonra içiniz ısınacak; belki de kendi zaman ustanızı hatırlayacaksınız.
Kitapla Kalın.