"doğru değil bu. hiçbir şey öğrenmedin, tanıklık edemezsin. doğru değil bu, inanma onlara, kurbanlara, kahramanlara, serüvencilere inanma!"
bu kitap okuduğum en iyi şeydi ve sanırım böyle bir şey yazmak istemiştim, yazmaya çalışmıştım. tamamlayamadım ki tamamlasaydım ve böylesine gerçek olsaydı sanırım daha iyisini yapamayacağımdan emin halde kalemi sonsuza dek bırakmak zorunda kalırdım.
asıl hayret ettiğim şimdiki zamanda akması tüm anlatılanların. kendimi bildim bileli ne zaman hayallerimi ya da rüyalarımı yazıya döksem şimdiki zaman kullandım. kitapta da sanki bi kabus, sonu gelmeyen, bi türlü uyanamadığım bi kabusu okur gibiydim.
oysa aksine çok gerçek. o kadar gerçek ki alıp bu kitabı cevapları bilen herhangi birinin, kim olursa ayaklarına kapanmak istiyorum. ne derece yalnızlık bu kadar kayıtsızlaştırır insanı? kim böylesine sessizleşir de varlığı ve yokluğu karışır birbirine? cansızlığım ve öfkem neden bu kadar abes? neden ölmedim? neden delirmedim?
evler, arabalar, sokaklar, caddeler, dükkanlar hepsinin yanından ufak ve sessiz adımlarla geçip gitmek. uzak durduğum ama içlerinden de ayrılamadığım tüm bu insanları izleyerek, dinleyerek yürümek tüm yolu. bir park ve onlarca ağaç. oturup da yeşili düşünmek istiyorum. sıkıldım pdflerden artık. bi kitap alıp yıpratmak elimde, aylarca okumamak istiyorum.
ankara biraz da paristir.