Sema Aslan'ın okuduğum ilk kitabıydı. Kendisinin ismini ve okurlarda bıraktığı etkiyi öncesinde duymuştum. Yine de kitabın nicel tarafına yani, sayfa sayısına aldanarak hızlıca okuyabileceğimi düşündüm. Fakat kitabın niteliği o kadar derindi ki her sayfada durmam, düşünmem, belki hazmetmem hatta yutkunmam gerekti.
Çok hisli bir kitap olduğunu düşündüğüm kadar zihin akışını takip etmenin de nispeten zor olduğunu düşünüyorum. Anlatıcının tanıdığı ama bizim bilmediğimiz karakterlerden sık sık bahsediliyordu. Gerçi, anlatıcı da pek bir şeyi bilmiyordu ya.
Sırlar, esrarlar ve tozlar altında kalmış hatıralarla, hayal meyal hatırlanan anılarla yaşayan bir kadının kendisine ve hayatına uzaktan bakarken hissettiklerini anlatan bir kitaptı.
Benim için bazı kitaplar vardır, çok sevmenin yanı sıra çok içselleştiririm ve "Keşke ben de böyle bir kitap yazsam." diye dilekte bulunurum. Bu kitap, benim için öyle bir kitaptı.
İlgisini çeken herkese gönül rahatlığı ile önereceğim bir kitap, şimdiden iyi okumalar güzel insanlar.
Sema Aslan