·200 syf.····Okunma: 07 Ağustos 2025 13:52 Son zamanlarda okuduğum kesinlikle en iyi kitaplardan biri. Okurken kendimden o kadar çok şey buldum ki mahalledeki Ayşe teyzenin, Hasan amcanın ağzından okuyormuşum gibi hissettim. Dili çok yalın, fazla uzun cümleler bile kurulmamış.
"...Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm. O kadar kapattım ki, kendim bile sormadım kendime..."
Ethem, Ekrem ve Emin adında üç erkek kardeşin başta eşleri ve anne-babaları olmak üzere bir aile zinciri herkese mikrofon tutularak, herkesin ağzından tüm olayları dinliyoruz. Yer yer birine hak veriyorsunuz, bazen diğerini dinlediğinizde "evet bu haklı" diyorsunuz. Yavaş yavaş okurken bir bakmışsınız ki kitap bitivermiş.
Kitapta bir haklı yok, herkesin ağzından onların hayatlarını okuyoruz. Bazen Ethem'e bazen Emin'e bazense Nurten'e hak veriyoruz. Ancak kitap sana tek bir bakışla yetinme, gözlerini aç ve herkesin ağzından dinle diyerek sırayla karakterlere mikrofon tutuyor. Herkesin derdi, içinde tuttukları yavaşça dökülüveriyor ve yumak yavaş yavaş çözülmeye başlıyor.
Hepimizin derdi yok mu? Elbette var. Ancak bazen sahip olduğumuz derdin muhatabınında bir mikrofona ihtiyacı var. Örneğin biri bana derdini anlattığında eğer o kişiden değilde karşı taraftan dinleseydim ona hak verecekmişim gibi hissediyorum. Çünkü hikâyelerde doğru yok, karşı tarafın anlamlandırdığını herkes bambaşka yorumlayabiliyor ve bu da o kişi için doğru sayılıyor. Hikayenin genel zincirinde o haklı oluyor. Bu kitap bunu bana apaçık gösterdi.
Karakterler kendi ailenizden biri bile olabilir. O kadar yakın hissettiriyor ki. O kadar sevdim ki bayıldım bu kitaba! 🩶
SPOİLER!!!!
Burası spoiler kısım. Çünkü karakterler hakkımda yorumumu paylaşacağım. Karakterlere tamamen bu yaşıma göre eleştiri yapacağım. Çünkü hiç onların yaşına gelmedim :/
Ethem ve Nurten kesinlikle favorim oldu. Aslında Ethem'in kendisi hakkında gerçeği öğrendikten sonra taşların yerine oturması ve bunu olumlu bir şekilde yorumlaması çok hoşuma gitti. Çünkü gerçeklerden sonra Nurten'e daha da yaklaştı. Çocuklarını daha fazla sevmeye başladı. Kendini suçlarken aslında suçlu olanın o olmadığını geçmişte kendisinin müdahale edemediği durumlar olduğunu fark etti. Bu yüzden kendi üstüne düşünmeye cesaret edebildi, kendini kabullendi ve önce kendini sonra ailesini sevmeye başladı. Sonda bu yüzden çok duygulandım, karısınında ona olan desteği ve sanki ilişkilerinin başındalarmış gibi tatlı heyecanları beni çok mutlu etti.
Emin'de kendi içinde yaşadığı olaylar konusunda haklıydı. Ancak Hülya ile birbirlerini sevmeyişleri o evin içinde kendilerine bir zindan kurdular. Boşanmak gibi bir tercihi sırf miras ve para için kabul etmedi. Çiğdem'le gerçekten aralarında bir şey yaşanıp Emin'in perdesinin inmesini ve pişman olmasını çok isterdim.
Ekrem daha başka kafada bir karakterdi. Sevgi'nin kendi sağlık problemi için tedavi olmaması ve Ekrem'in bunun için bu kadar uğraşmamasına çok üzüldüm. Ekrem kendimi en uzak hissettiğim ve genel olarak haklı bulmadığım bi karakter oldu.
Anne ve babaları için hiçbir yorumum yok. Sevgisiz büyütüldükleri için kendi çocuklarına sevgi verememiş olmaları üzücü gerçekten. Ancak küçük yaşta ebeveyn olmak zorunda bırakılmak ve yön gösterinin olmaması bir kuşağın travması oluyor ve bu bir lanet gibi, eğer diğer kuşaklar kendini iyileştirmezse boğazına yapışıveriyor.
Benim düşüncem bu yönde. Belki de hayatımın farklı evresinde tekrar okuduğumda daha farklı yorumlayabilirim. Ancak kendimden çok fazla şey bulduğum akıcı bir kitaptı.