Gönderi

Anlatının gölgesinde kalan düşünsel derinlik
7/10
·304 syf.··
2025 94. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 00:36
Akıl Çağı”nı okurken sık sık durup düşündüm: Gerçekten Sartre mı okuyorum? Bir yanıyla insanın varoluşsal karmaşasına, özgürlük sancılarına ve gecikmiş yaşam kaygılarına dokunuyor gibi görünse de diğer yanıyla kurgu, felsefi derinliği gölgeliyor; döneminin gerisinde kalmış, çağın ritmine ayak uyduramamış bir yapıda ilerliyor. Mathieu’nün kendi iç hesaplaşmaları, “özgürlük” temasının çevresinde dönüp duruyor. Ama bu döngü, varoluşçuluğun içsel yangınından çok, bir tür yorgunluk hissi veriyor. “Ben yalnızca kendim olmak, kendime dayanmak istiyorum,” diyen bir karakterin samimiyeti, kurgu içinde boğulup gidiyor. Hırs, aidiyet, geçmişe özlem ve geleceğe dair kaygılar, evet, var. Ama bu duygular, insanda derin bir etki bırakmıyor. Altını çizdiğim bazı cümleler: “Ama gene de bir şeye bağlanmadan yaşayabiliyor. Özgür kalabiliyor.” “Kendi kendinin nedeni olmak… Benim çünkü ben olmak istiyorum diyebilmek.” “Bir hiç için bir sürü gürültü… Hiç için: Bu yaşam ona hiç için bağışlanmıştı, kendisi hiçti ve buna karşın değişmeyecekti artık: O olmuştu, tamamlanmıştı.” Ne var ki, bu güçlü düşünceler bile kurguya gömülmüş gibi; özgürlük arayışı bir noktada yorgun bir tekrar hâline geliyor. Romanın zamana direnemeyen kurgusu, bu felsefi atılımları taşıyacak derinliği sunmuyor. Sartre’ın düşünsel mirası açısından önemli olabilir ama benim Sartre okumalarım arasında ön sıralarda yer almadı. Serinin devamını okumak konusunda kararsızım. Belki bir şeyleri tamamlamak için, belki bir umutla… ama heyecanla değil. Akıl Çağı Jean-Paul Sartre
Akıl ÇağıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20192,654 okunma
·
259 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Keyifle okudum, emeğinize sağlık👏