Mutlu muydu?
Puan vermedi·56 syf.··
2025 67. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 21:30
Başlarken.. Oscar Wilde’ın "Mutlu Prens" kitabı yalnızca çocuklara değil, her yaştan okura hitap eden düşündürücü kısa öykülerden oluşuyor. Kitabı okurken yalnızca dış dünyaya değil, iç dünyama da yöneldim. Çünkü bu hikâyeler sadece anlatılan karakterlerin değil, okuyanın da içindeki duygulara dokunuyor. Bu nedenle, "çocuk kitabı" etiketiyle sınırlamak haksızlık olur... Kitaptaki öykülerden en çok Mutlu Prens ve Bülbül ile Gül öyküleri beni etkiledi. Mutlu Prens heykelinin, gözyaşlarına engel olamayışı ve bir kuşla birlikte kendini yavaş yavaş feda edişi; karşılık beklemeden iyilik yapmanın ve başkaları için var olmanın en sade ama güçlü ifadesiydi. Hikâyede geçen "Altın yapraklarla kaplıydım; gözlerim iki safirdi, kılıcımın sapında büyük bir yakut vardı"cümlesi aslında dış görünüşün ne kadar aldatıcı olabileceğini gösteriyor. Prens, gerçek değeri altın yapraklarındayken değil, onları yoksullara verdikçe kazanıyor... Mutlu Prens, yalnızca bir heykel değildir. O, yukarıdan şehri izlerken altınla, yakutla süslü görüntüsünün arkasına saklanmış bir kalptir. Bir zamanlar mutlu olduğunu sanan bu prens, halkının acılarını görmeden geçirdiği hayatı için şimdi utanmaktadır. Yanına gelen küçük kırlangıçla kurduğu bağ ise bencillikten uzak, derin bir paylaşımı ve adanışı anlatır. Sevginin, fedakârlığın ve merhametin bu kadar sade ama güçlü aktarılabildiği çok az metin vardır. Bu öyküyü her okuduğumda içimdeki adaletsizlik duygusuyla yüzleşiyor, insan olmanın asıl kıymetini yeniden hatırlıyorum.. Diğer yandan Bülbül ile Gül, aşkın estetikle çarpıştığı, duygunun acıyla sınandığı bir anlatıdır. Genç bir adamın aşkı uğruna bir gül arayışı vardır; ama bu arayış, yüzeysel bir tutkuya dayalıdır. Oysa bülbül, gerçek bir aşk için kendi canını ortaya koyar. Gecenin karanlığında, dikenin kalbine batmasıyla beslenen bir şarkı söyler. Çünkü o, güzelliğin ve aşkın uğruna acı çekmeyi kutsal sayar. Fakat bu fedakârlık, karşısında aynı derinlikte bir anlayış bulamaz... Bülbül’ün bir gül uğruna canını vermesi, onun aşkın saf ve karşılıksız hâline olan inancını yansıtıyordu. Fakat bu fedakârlığın insandaki karşılığı yoktu. Genç adamın bülbülün çığlığıyla açan kırmızı güle sırtını dönmesi, aşkın değerini bilmeyenler için yapılmış bir sessiz çığlık gibiydi. Bu öykü bana şunu düşündürdü: Her zaman bir fedakârlık vardır ama bu her zaman kıymet bilene denk gelmez. İki hikâyede de ortak olan şey, özveri. Ama biri karşılık bulurken diğeri bulmuyor. Mutlu Prens ve kuş, birlikte insanların yaşamına dokunuyorlar. Bülbül ise tek başına yaptığı fedakârlıkla kimseye ulaşamıyor. Bu yüzden bana göre Wilde, bize sadece iyilik yapmayı değil, değer bilmeyi de anlatıyor. Kitabın sonunda en çok düşündüğüm şey şu oldu: Gerçek mutluluk, görünmeyen şeylerde gizli olabilir. Ve bazen, en çok verenler en çok unutulanlar olur... ~SON
Mutlu PrensOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,9bin okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.