Gönderi

7/10
·107 syf.··
2025 13. kitabı
Hikâye akışı tümdengelim olduğu için daha ilk sayfadan ölecek kişiyi saatine kadar biliyoruz ve buna rağmen, bu kadar heyecan verici bir şekilde merak uyandırarak sonuna kadar sürükleyen bir kitaptı. Ve her şeye rağmen bir belirsizliği de peşinden getirerek kitabı bitirmesi, okuyucunun hislerine göre şekillenecek bir hikâye bırakıyor. “Neye inanmak istersen, ona inan” gibi bir yerde. Kolombiya’nın bir noktasında hâlâ devam eden, ama o dönemde daha baskın olarak görülebilen kültürlerini ve normlarını da çok güzel sunuyor. Kız çocuğunun sadece evlendirilmek ve iyi bir eş olabilmesi için yetiştirildiği evde, namus tutumunu tahmin etmek zor değil. Hikâyede zorla evlendirilecek olan Angela’nın tek bir endişesi vardı; o da bakire olmadığını gizleyebilecek miydi ki yapısı gereği, hiçbir gizleme çabasına girmeden kendi açıklayacak kadar da dürüsttü. Bu açıklama sonrası eve gönderilen kız için hikâyedeki başka bir kadın şöyle diyor: “Sanki ölecek olan benmişim gibi hissettim.” Kadının yerini döneme ve kültüre göre çok net belli eden şu sözleri örnek verebilirim: “Öyle büyük bir fedakârlık ruhuyla kendini eşinin bakımına, çocuklarının büyütülmesine vermişti ki, insan bazen onun varlığını unutabilirdi.” “Her erkek onlarla mutlu olur, çünkü acı çekmek için yetiştirilmişler.” Kadının sadece bir figür olduğu ve toplum tarafından bakire olmayan kadının konulduğu konum, daha da değersiz ve aşağılık bir yerdedir. Hele de istediğini elde edebilen erkekler, egosu ve güç algısıyla bakire olmayan bir kadını kendine hakaret gibi algılayarak ondan kurtulmak için de bir o kadar acele eder. Bence hem kriminal olarak hem de toplumsal cinsiyet rolleri, normlar, kültürel değerler ve ailecilik kavramlarını çok güzel ifade etmiş, sürükleyici bir kitap.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.