Puan vermedi·285 syf.····Okunma: 07 Ağustos 2025 20:38 Felsefeye giriş eseri ile ilgili tek bir incelemenin olması ve bu incelemede yer yer katılmadığım noktalar olmasından ve bu eserden faydalanmak isteyenlere naçizane önerilerde bulunmak adına incelemeyi yazıyorum. Esere geçmeden önce yazarı tanımanın önemli olduğunu düşündüğümden kısaca ondan bahsetmederek incelemeye başlamak istiyorum.
Hilmi Ziya Ülken, ülkemizin yetiştirdiği ender entelektüellerden biridir. Kendisi birçok farklı alanda eser bırakmış ve bu eserlerin tamamında da o alana olan hakimiyetini hissettirmiştir. Özellikle de ülkemizin savaşlarla ve değişimlerle geçen yıllarında yaşamıştır(1901-1974). Bilgiye ulaşımın zor olduğu bu dönemlerde kendini yetiştirmekle birlikte yazdığı eserlerle, verdiği derslerle memleketin ufkunu açan insanlardan olmuştur. Yazarın benim açımdan en kıymetli yönü ise yaptığı işlerde, yazdığı eserlerde göstermiş olduğu ihtimam olmuştur. Bizim ülkemizde böyle insanların yaşadığının bilinmesi katkılarının anlaşılmasını çok önemsiyorum. Umarım yazdıklarım sizler için de faydalı olur.
"Felsefe yolda olmaktır." Pek tabii ki ama yolda olabilmek için önce bu disiplini tanımak gerektiğini düşünüyorum. Yazar bu eserinde felsefeyi tarihsel bir anlatı halinde anlatmak yerine sorular ve disiplinler üzerinden anlatmış ki bu yaklaşım benim çok hoşuma gitti. Bir kronoloji esasıyla döneminin bilinen filozoflarının her görüşünü baştan sona açıklamaktansa bu şekilde sorun ya da branş bazında felsefeye bakmak daha uygun bir yol sanki. Yazarımızın büyük ihtimamla da bu konuların üzerinde durması ilgi duyulmayan konularda belki okuyucusunu yorabilir. Ayrıca zaman zaman kullanılan eski kelimeler ve çeşitli kavramların asıl dillerinde kullanıldığı haliyle yazılması da kitabın okunmasını zorlaştırıyor fakat bizim unuttuğumuz en önemli nokta iyi bir okurun da yazar kadar olmasa da çaba harcaması gerektiğidir. Bu sebeple böyle bir eserde bu durumun hele felsefe gibi esaslı bir alana girerken yaşanması bence zaten gereklidir. Yani zorluğa değil de yazarın işaret ettiği yere bakarak düşünmeye çalışmak bu zorluğu kolaylaştırır. Bir önemli nokta da eser ilk olarak 1968 de yazılmış yani dilin bu şekilde olması zaten doğal olanı.
Sonuç olarak eseri okumak isteyen arkadaşlar için söyleyeceğim şey Cahit Zarifoğlu'nun kızına yazdığı şeyi tekrar olacak. "Bir gün senin de çocuklar için yazacağını hayal ediyorum. Fakat iyi bir okuyucu olmanın daha kolay olmadığını anlayacak mısın?" Zor bir kitap olduğu doğru ama iyi bir okuyucu için her iyi eser kendinde zorluklar barındırır. Bunu bilerek okuyun derim.