·112 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2025 16:24 Siyah Takım Elbiseli Adam romandan ziyade bir öykü. Aralara birçok illüstrasyon eklenmiş ve metin büyük puntoyla basılmış, buna rağmen kitap 80 sayfa. (Bu baskıda hikâyenin sonunda Nathaniel Hawthorne’un “Genç Goodman Brown” öyküsü de eklenmiş, o yüzden kitap daha uzun).
Kitap, artık huzur evinde yaşayan anlatıcının ölmeden önce küçükken başından geçen korkunç bir hadiseyi yazmak istemesiyle başlıyor.
“Birileri sonradan bulup okuyacaktır yazdıklarımı. Bundan adım gibi eminim, çünkü üzerinde GÜNLÜK yazan bir deftere sahibi öldükten sonra bakmak insanın tabiatında vardır.”
Kardeşi arı sokması sonrası ölünce tek çocuk kalan anlatıcı, balık tutmak için bir gün ormana gider. Henüz daha iki balık yakalamışken bir arı yüzüne yaklaşır ve onu sokacakmış gibi öylece kendisine bakar. Yazar korkudan ne yapacağını bilemezken ormanın içinden gelen bir alkış sesi arıyı öldürür ve arı kucağına düşer.
Arkasına dönüp sesin geldiği yere baktığında Siyah Takım Elbiseli Adam’ı görür. Gözleri alev rengi, gereğinden uzun boylu bir adamdır. Yaklaştıkça ellerinin pençeye benzediğini, adım attığı yerlerde çiçeklerin öldüğünü ve pis koktuğunu fark eder. Yazar, karşısındakinin Şeytan olduğundan emin olur.
Siyah Takım Elbiseli Adam o gün o ormanda yazara annesinin biraz önce öldüğünü, aynı kardeşi gibi onu da arı soktuğunu, köpeklerinin daha biraz önce annesinin yanaklarına düşen yaşları yaladığını, babasının annesi ölünce artık kendisiyle yatacağını anlatır. Onunla oynamaktan, ona acı çektirmekten zevk almaktadır. Artık acıktığını, şimdi karnını deşip kendisini yiyeceğini söyler.
Çocuk korkudan yakaladığı balıklardan birinin karnını temizler ve Şeytan’a verir. Şeytan bu balığı yerken içinde bir güç hisseder ve var gücüyle ormandan kaçar. Adam onu takip etse de yakalayamaz ve çocuk en sonunda babasına döner. Ormanda biriyle karşılaştığını, annesinin öldüğünü söylediğini ağlayarak anlatır. Babası henüz evden daha yeni çıktığını, annesinin yaşadığını söyler. Böyle bir kötülüğü bir çocuğa kimin yapabileceğini düşünüp sinirlenen babası ormana dönmek istese de, çocuk tüm doğruları anlatmadan adamın silahının olduğunu söyleyerek babasını vazgeçirir.
Eve dönen yazar annesinin yaşadığını görür, tüm bu yaşadıkları da bir çocuğun rüyası olarak kalır. Daha sonra ormanda bıraktığı olta ve sepeti almak için babasıyla ormana geri döndüklerinde diğer balığın da yok olduğunu görürler. Sepetin değişik bir şekilde pis koktuğunu söyleyen babası, tedirginlikle ormana bakarak sepeti nehre atar.
Yazar, yaşlılığında bile bu adamı unutmamıştır, hatta bu yaşta bile geri gelmesinden korkmaktadır.
“Bazen öyküler yazıya dökülmek için öyle bir yaygara koparır, öyle bir bağırıp çağırırlar ki çenelerini kapatmak için oturup yazmak tek çözümdür.”
“Tecrübe ettiğim için biliyorum ki yazdığı şeyler günün birinde terk edip gidiyor insanı.”