Gönderi

Rahatsız hissediyorum ve istenen de buydu bence :D
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 21:56
Prova Mankeni, bir öykü kitabı. Uzun zamandır yetişkinlere yönelik bir öykü kitabı okumamıştım.Bir Kutu Kitap sayesinde tanıştığım bir kitap ve yazar oldu. Gelelim kitapla ilgili düşüncelerime: Bu kitabı okurken içimde hep bir huzursuzluk vardı. Ama böyle kötü bir huzursuzluk değil, düşünmeye zorlayan bir tür rahatsızlık hissettim. Hani bazı kitaplar vardır ya, içinizi ısıtmaz, tam olarak içine çekmez ama yine de bırakamazsınız. Sayfalar ilerledikçe büyür, içini kurcalar, sonra da senden parçalar alıp götürür. İşte öyle. Öykülerin yazım dili sade. Ama o sadelik metaforlarla öyle güçlendirilmiş ki. Eminim hakkını verip de bazı yerlerdeki metaforları tam anlayamamışımdır. Sade cümleler dedim ama cümleler yer yer bayağı sert aslında. Kısa, doğrudan, lafı dolandırmıyor. Okurken bir anda vuruyor. Hani tokat gibi diyorlar ya, gerçekten öyle. Ama yanağını değil daha çok içini acıtıyor, içte bir yerini sızlatıyor. Kitap iki ana bölüme ayrılmış: Kadınlar ve Diğerleri. “Kadınlar” bölümünde anlatılanlar daha belirgin. Sanki hep tanıdığımız, haberlerden, çevremizden, akrabalarımızdan, ailemizden bildiğimiz kadınları alıp karşımıza koyuyor. Ama bu kadınlar kendi isimleriyle değil, toplumun onlara yapıştırdığı kimliklerle çıkıyor karşımıza: anne, sevgili, eş, beden, sessizlik, kalıp, suskunluk, bastırılmışlık, öfke… Her biri bir hâli temsil ediyor; kimi suskunluğu, kimi taşıdığı yükleri, kimi sırf kadın olduğu için yaşadığı görünmezliği. Okurken bazı yerlerde kendini, anneni, arkadaşını, belki de bizzat toplumun sana nasıl baktığını fark ediyorsun/fark ettim. Oldukça sarsıcı bir anlatım var. “Diğerleri” bölümünde ise anlatım daha soyut. Cinsiyet de, kimlik de silik. Daha çok bir ruh hâli anlatılıyor gibi. Sınıfsal farklar, toplumsal ikiyüzlülük, dış dünya ile iç dünya arası uçurum, modern dünyanın yalnızlaştırdığı insanlar, içedönüklük, ilişkilerdeki sahicilik eksikliği… Tam bir sistem eleştirisi. Yazar klasik hikâye anlatmıyor. Olay yok, karakter gelişimi yok. Karakterlerin isimleri yok. İç dünyaları var, düşünceleri var. Ve bu da bilinçli yapılmış. Çünkü yazarın amacı kuru kuru bir olay anlatmak değil. Daha çok okuyanın içini eşeleyip rahatsız bir duygu bırakmak gibi sanki. Sarsmak istiyor okuyucusunu bence. Öykülerden “Füzyon” benim için azıcık üstte, bir öğretmen olarak ara ara beynimin içinden geçen şeyleri dile getirdiği için. Kitap bittiğinde elimde kalan tek şey o rahatsızlık hissiydi. Bazı kitaplar iyileştirmez, iç ısıtmaz, içinde bir yerleri açar. Yakmıyor gibi yapıp yakar, görmüyormuş gibi yaptığın şeyleri görmek zorunda bırakır. Belki de bu yüzden etkileyici. Rahatsız hissediyorum ve beğendim. 9/10
Prova MankeniZeynep Kahraman Füzün · Kutu Yayınları · 2025464 okunma
··
1.046 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.