Eser o kadar güzel ki 10 üzerinden 10 vermek bile haksızlık olur bence. Yazar; tüm tebrikleri, övgüleri sonsuza kadar hakkediyor. Bu kadar akıcı, konudan sapmayan, duru bir anlatım... Tek kelimeyle muhteşem bir eser. Yazarın diğer eserlerini de okumaya sevk etti beni. Bir oturuşta bitirebileceğiniz, heyecanlı sürükleyici, ama aynı zamanda üzücü bir eser.
Kitabın konusu; Fakirlerin yaşam mücadelesi ile zenginlerin doymak bilmeyişi üzerinedir.
Tıpkı ataları gibi, bir kıyı kasabasında yaşayıp günlerini denize inci bulmaya çalışarak geçiren Kino da yoksulluğun en ağır şartlarıyla cebelleşir. Öyle bir yoksulluktur ki bu, oğlu Coyotito'yu akrep soktuğunda bir doktora gösterecek parası yoktur Kino'nun cebinde. Fakat bir gün, dev bir incirler denizden çıkar. Böylece zenginliği, oğlunu tedavi ettirmeyi ve okula göndermeyi, eşi Juana'yla kilisede evlenmeyi hayal etmeye başlar. Bu muazzam inci Kino'nun ve ailesinin hayatındaki her şeyi bir anda değiştitecekti. Ama tüccarlar, doktor (zengin olup daha da zenginleşmek isteyen ve bunun için gözünü garibanın elindekine bile dikebilecek gözü doymazlar) Kino'nun zenginleşmesini istemediler. Onun yerine inciyi alıp kaçmak istediler. Kino inciyi bulduğundan beri onu ve ailesini rahat bırakmadılar. Evlerine hırsız gibi girip inciyi çalmak istediler. Evlerini yaktılar. Juana İnci'nin onlara uğursuzluk getirdiğini düşünerek ya denize atmalı ya da tüccarlara verip kurtulmalı düşüncesindeydi. Ama Kino inatla şehre gidip satmayı savunuyordu. Çünkü o bölgedeki inci tüccarları Kino'yu kandırarak o incinin gerçek olmadığını o yüzden hiç para etmese de az da olsa bir şeyler vereceğini söylemişti. Kino yalan söylediklerini anladığı için şehre gidip satmak istedi. Kino ve ailesinin şehre gitmesi için yola düşüşü, onların peşinden gidip inciyi kaçırmak isteyenler, takip edildiğini anladığı anda Kino ve ailesinin saklanışı, peşlerine düşen adamlardan birinin (Juana ve oğlu Coyotito mağarada saklanırken Coyotito birden ağlamaya başlar. Sesi kötü adamlara gidince) Coyotito'yu vurup öldürmesi, Kino'nun öfkesinin artarak onlara zara vermek isteyenleri öldürmesi...
Sona gelince ne mi oldu? Kötü ruhlu adamlar öldü, Kino ve Juana oğullarını kaybetti. Anlayacağınız inci kimseye yaramadı. Tam tersine canlar aldı. Zaten Kino ve Juana da şehre gidemeden kendi kasabalarına geri döndüler. Döner dönmez o inceden kurtulmak istediler. İnciyi buldukları denize attılar.
Kitapta geçen bir yazıda şöyle diyordu:
"Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildi, isteğin fazlası, şansı kaçırabilirdi, insan bir şeyi tam ölçüsünde istemeli."
Öyle gerçekten de