Bu kitap beni öyle bir sarstı ki yerden yere vurdu diyebilirim. Hem çok rahatsız edici detaylar hem çok etkileyici zihinde derin yaralar açan olaylar.
Agnes öncelikle bir katolik evliliği yapıyor ve ondan iki çocuğu oluyor. Mutlu olmadığı bu evliliği başka bir adam için bırakıp taksici ve kendisini sürekli aldatan adamdan Shuggie Bain adından bir oğlu daha oluyor.
Agnes bir alkol bağımlısı ve bununla uğraşmak istemeyen kocası onu bir süre sonra terkediyor.
Kısa bir süre sonra da annesinin her gün içip içip yarattığı olumsuz ortamdan kurtulmak isteyen hatta ileride annesinin cenazesine bile katılmayan kızı evi terkediyor ve iletişimi tamamen kesip kendisine yeni bir hayat kuruyor.
İki oğluyla yaşamaya devam eden Agnes bir yıllık bir süreyle içkiyi bırakıyor. Bu arada tanıştığı bir adamın zorlamasıyla tekrar içkiye başlıyor ve ailenin hayatları tekrardan dağılıyor.
Büyük oğlu Leek evden ayrılmak için para biriktirirken küçük oğlu Shuggie cinsel kimlik arayışında. Yaşıtları tarafından sürekli zorbalığa uğruyor ve hırpalanıyor. Bütün bunlara rağmen annesine yardım etmeyi hiçbir zaman bırakmıyor.
Kimi zaman üzüldüğüm, kimi zaman kızdığım kimi zaman mide bulantıma hakim olamadığım bu kitabın her satırını yaşadım diyebilirim.
Şaşırtıcı bir çok ayrıntısı var. Bu da olmaz dediğiniz her şey oluyor. Aslında dağılmış bir ailenin ayakta durma çabaları , küçük bir çocuğun size sevgiyi derinlemesine yaşatması, mutlu olmak için bazen ailesini terk eden çocuklara hak verip vermemekle geçip giden duygu karmaşaları… yaşayacağınız bir çok gerçek duygu bu kitapta var.
Okurken rahatsız olacaksınız ama kitabı elinizden bırakamayacaksınız.