Öncelikle bu yorumum önemli spoiler içeriyor, eğer kitabı okumadıysanız lütfen atlayın.
Bu kitap için birkaç yapıcı eleştirim ve mantık hatası olduğunu düşündüğüm bir nokta var.
Kairon’un şekil değiştirme gücü evrende oluşturulan diğer güçlerden daha yapmacık geliyor. Sanki sadece kitabın gidiş yönünü bir süreliğine Saige ve ekibinin lehine dönmesi için yapılmış gibi. Bu yüzden direkt şekil değiştirmesi yerine istediği zaman çevresindeki insanların zihnine bir yansıma olarak istediği kişi olması daha mantıklı olurdu gibi geliyor bana. Direkt şekil değiştirmesi diğer detaylara kıyasla -özellikle Nori’nin ciddi gücüne ya da Fawn’ın bir orman muhafızı olarak sahip olduğu güçlere kıyasla- biraz yapmacık kalıyor.
Ek olarak Zaiden’ın Hud’un kulübesine getirildiği zaman, Zaiden dilini geri kazandığı zaman ya da Siren’in Çağrısı adlı handa geçirdikleri son gün Saige ve Zaiden’ın yaşadıkları romantizm bence bir süre sonra rahatsız ediciydi. O kadar ki ben o sayfaları okumadan geçtim. Bu tamamen kendi görüşüm, zaten romantik sahneleri okumayı sevmem ama bence bu kitaptaki bu sahneler rahatsızlık vericiydi.
Belki mantık hatası değildir ama Saige ve ekibi Fawn’ı ve Zaiden’ı Siren’in Çağrısı isimli handa bıraktıktan sonra Kamari’yi ve ikizleri almaya gitmişti. Kairon Euria gibi şekillenmişti ve Saige ile Nori esirlermiş gibi davranarak içeri girmişlerdi. İçeri girmeden önce Saige gerçek bir esir gibi görünmek amacıyla Nori’ye dudağını patlattırmıştı ve Saige bilerek kanı silmeyerek akmasına izin vermişti. Han’a geri döndüklerinde ise Zaiden Saige’i incelediğinde onun iyi olduğunu görmüştü. Belki zaten Kamari Saige’yi hana gelene kadar iyileştirmiştir ama biz kitapta hana gelene Kamari’nin Saige’den uzak durduğunu, elini bile tutmadığını okuyoruz. Bu da okuyucuya verilmeyen bir nokta olarak mantık hatası olduğunu düşünmesine sebep oluyor.
Bu dediğim üç şey benim kafama biraz takılsa da bu kitapta evren gerçekten detaylıydı, bu yüzden şahsen yazarını başarılı bulduğum bir eser.
İmparatorluğun KılıcıAdora Yağmur