John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar’ını okurken, iki yoldaşın umutla örülü hayallerine ortak oldum. Kitap, Büyük Buhran’ın zorlu koşullarında, sıradan ama bir o kadar da derin insanlık hallerini gözler önüne seriyor. Hayatın acımasızlığını ve insanın en temel ihtiyacı olan dostluğu, o kadar içten ve yalın bir dille anlatıyor ki, sayfalar arasında kaybolurken karakterlerin yanında yürüdüğünü hissediyorsun.
Romanın bana en çok dokunan yanı, “belki”lerin içinde büyüyen o kırılgan umutlar oldu. Çünkü hayat bazen sadece hayal kurabildiğin kadar güzeldir; o hayaller sayesinde direnip yaşamaya devam edersin.