Jack London her zaman çok severek okuduğum bir yazar oldu. Ama hayranlığımı Martin Eden ile kazanmıştır. Ondan sonra da hangi kitabını okusam benim için bir şeyler eksik gibi gelirdi. Martin Eden ile öyle bir zirveye çıkmış gibiydi ki diğer eserleri beni fazla tatmin etmiyordu. Sonra Hainin Mührü serisini okurken bir alıntı çok dikkatimi çekti. Ve çok sevdiğim Jack London'un okumadığım Deniz Kurdu kitabından olduğunu görünce kitabı okumak kaçınılmaz oldu. Okumaya başladığım andan itibaren nasıl sayfaları aştığımı fark etmedim bile. Ve Martin Eden ile eşdeğer güzellikle olduğu için hayran kalarak okudum. O denizler üstündeki bir av gemisinde yaşananlar beni içine çekmekle kalmadı sanki ana karakterimiz Van Weyden ile beraber her şeyi bende yaşadım.
Eleştirmen ve yazarlık yaparak belli bir yaşa gelmiş ama kendi ayakları üstünde durmaktan nasibini almamış Van Weyden, yaşadığı deniz kazasından sonra acımasız bir materyalist olan kaptan Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Ve kendini birden kaçmak istediği Hayalet adlı gemide bir tayfa olarak bulur. Bir yandan Wolf Larsen'ın acımasız tavrı bir yandan etrafındaki adamların ona çektirdikleri ile hayatı hiç görmediği bir gerçeklikle yaşayan Van'ın başından geçenleri okuyoruz. Bir yandan da Wolf Larsen'in, çoğu kişi için Üst İnsan sınıfındaki kaptanın, materyalist çoğu zaman acımasız kaçan düşüncelerini görmeye ve bazen hak verip bazen karşı çıktığımız davranışlarını okumaya başlıyoruz.
İki karakterin fikri mücadelesiyle beraber denizde sürdürmek zorunda oldukları hayat mücadelesini, Van Weyden'in karakter gelişimini bu kadar akıcı bir şekilde okumak çok güzeldi. Bu yüzden çok severek ve olay içinde sürüklenerek okuduğum klasiklerden biri oldu kitap. Ve beni çok tatmin eden Martin Eden gibi duyulmayı ve abartılmayı hak ettiğini düşündüğüm için bu incelemeyi yazmazsam olmazdı,
Herkese çok tavsiye ederim, okuduğunuza hiç pişman olmazsınız:)
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,2bin okunma