Puan vermedi·517 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ağustos 2025 00:05 (Spoiler olduğunu düşünmüyorum ama bazı cümlelerimde olabilir diye belirtmek istiyorum.)
Jack London'dan daha önce okuduğum kitaplar olmuştu ve çoğunu beğenmiştim de ama Martin Eden kadar etki yaratmadılar bende. Jack London bile 'en sevdiğim karakterimdir' demiş Martin Eden için.
Martin Eden karakterini çok sevdim,çok benimsedim. Onun yaşadığı şeyler beni derinden etkiledi. Hayata bağlı,güçlü, enerjisi yüksek,çalışkan,seven,dolu dolu yaşayan ve aşık olup yazar olmak için çabalayıp bu çabayı seven biriydi öncesinde Martin. Ama sonra yaşadığı şeyler ve gördüğü asıl gerçekler karşısında hayal kırıklığına uğrayan ve istediği her şeyi elde etmesine rağmen hayattan zevk almamaya başlayan birine dönüştü. Öncesinde kimsenin ona inanmaması ve kaçması, sonrasında ise sırf parası ve şöhreti var diye herkesin onunla görüşmek istemesi de Martin'a çok itici geldi. Çünkü aynı kişi olduğunu ve bu insanların onu değil de bulunduğu konumu sevdiğini anlamış ve çok içerliyordu bu duruma. Bu acı gerçekler karşısında dayanamayan Martin,kendinde daha fazla yaşama gücü de bulamıyordu...
Kitabın çoğu yerinde insan hayattan pay çıkarabiliyor.İnsanların bitmek bilmez istekleri, şöhret merakı,para sevgisi, zenginlerin açgözlülüğü,sefil hayatlar, yapmacık insanlar ve mevki merakı insanların hepsine değinmiş kitabında.Jack London çok güzel bir dil kullanmış ve bizlerin hayatına da dokunabilmiş yazılarıyla. Ayrıca kitap çok akıcı ve güzel bir anlatıma sahip, okuması zevkli bir kitap.
Not olarak şunu söylemek istiyorum; kitabın sonunda çevirmenin bizlerle paylaştığı bazı bilgiler var. Onlardan dikkatimi çeken şey Jack London'un sosyalist olduğu ve Martin Eden karakterini ise bireyci yaratması. Nedeni ise Nietzsche'ninde bireyci olduğunu bilip bundan hoşlanmadığı için Martin Eden'nın yaşadığı son olaylarla aslında bireyciliğin yenilgisini anlatmak istemiş ama pekte başarılı olduğunu düşünmüyor.