·424 syf.····Okunma: 10 Ağustos 2025 11:38 Serkan Karaismailoğlu'nun Pia Mater kitabı, sinirbilim ve kurguyu bir araya getirme iddiası nedeniyle okumak istediğim kitaplar arasındaydı. Üniversite'de bir hocamızın tavsiyesi ve canım arkadaşımın hediyesiyle kütüphanemde yerini aldı ve okumaya başladım. Ancak, temel bilim ve sağlık alanlarında (ör. biyoloji, moleküler biyoloji, nörobiyoloji, tıp, nöroloji) eğitim almış ya da bu alanlara ilgi duyan okuyucular için kitapta sunulan sinirbilimsel bilgilerin çoğu, zaten bilinen veya kolayca hatırlanabilecek düzeyde kalıyor. Bu durum, beklentisi yüksek olan okuyucular için hayal kırıklığı yaratabilir.
Öte yandan, sinirbilimle alakası olmayan veya bu alana yeni ilgi duyan insanlar için Pia Mater, merak uyandıran ve araştırma yapmaya teşvik edici bir başlangıç noktası olabilir.
Kitaptaki karakterler arasındaki diyaloglarda yer verilen yoğun bilimsel içerik, gündelik hayatta pek rastlanmayan bir durum. İki biyoloji öğrencisinin bile sürekli bilimsel detaylar üzerine konuşmadığı düşünülürse, bu diyaloglar yer yer yapay ve zorlama bir izlenim bırakıyor. Ayrıca, betimlemelerin uzunluğu zaman zaman okuma temposunu düşürüyor ve okuyucuyu yorabiliyor. Karakterlerin, sahip oldukları bilgileri ve düşünceleri sürekli ön plana çıkarma eğilimi de anlatımın doğallığını bozduğunu düşünüyorum.
Kitapta sömürülen çocuklar, cinayetler, istismar vakaları, aile içi problemler gibi toplumsal açıdan hassas ve ağır konulara yer verilmesi ise dikkat çekici. Ancak, bu güçlü konuların ele alınış biçimi, uzun betimlemeler ve yapay diyaloglarla birleşince, yaratabileceği çarpıcılığın bir kısmını kaybediyor. Yine de, yazarın bu toplumsal meseleleri kurguya dahil etme çabasını beğendim. Ayrıca diyaloglar yolu ile bize verilen sinirbilimsel gerçeklerin makaleler ile desteklenip kaynakça olarak belirtilmesini de önemli ve takdir edilesi buldum. Bu durumun kendisinin de bir bilim insanı olmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Genel olarak akıcı bir dile ve merak uyandıran bir kurguya sahip olsa da, “nöroroman” tanımından beklentilerin altında kalıyor. Okuyucular ve tabii ki benim için “nöroroman” denildiğinde zihinlerinde canlanan daha farklı ve özgün bir kurgu beklentisi, kitapta tam anlamıyla karşılanmadığını düşünüyorum. Kitap, sinirbilimle iç içe geçmiş bir kurgu sunsa da, bu entegrasyonun daha derin ve şaşırtıcı olmasını isterdim.
Sonuç olarak, Pia Mater, sinirbilimi popülerleştirme yönünde bir çaba olarak görülebilir. Ancak, özellikle alan bilgisine sahip okuyucular için bilimsel derinlik, kurgusal özgünlük ve anlatım dengesi açısından beklentileri tam olarak karşılamayabilir.
Bu Pia Mater, serinin ilk kitabı olmasına rağmen, benim için şimdilik son okuyacağım kitap gibi görünüyor. Romanın sonunda devamı için merak uyandıran bir atmosfer olsa da, benim için daha çok boş vakitlerde okuyabileceğim, hafif bir tercih niteliğinde olacak.