Kitabın kapağını bir kaç dakika önce kapattım. Duygularım çok yoğun. Psikolojiye ilginiz varsa, hayat ölüm hakkında sorgulamalar ve felsefe dikkatinizi çekiyorsa bu kitabın sizi etkileyeceğine eminim. Mutlaka okuyunuz efem.
Rutin kontrol sırasında ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenen saygın terapist Julius Hertzfeld'in mesleki geçmişini, yaşamın anlamını sorgulama konusundaki girişimleri ile başlıyor kitap. Julius’un mesleki kimliğiyle kişisel varoluşu iç içe geçiyor.
Kitapta bol bol grup terapisinden anlara şahit oluyoruz. Schopenhauer felsefesine tutunarak bağ kurmaktan kaçınanlar, felsefi savunmaların ardında yatan derin yalnızlık ve köksüzlük hikayeleri, grup terapisinin iyileştirici ve dönüştürücü gücü... Kitap, terapistin de dönüşen bir insan olduğunu gözler önüne seriyor. Ölümle yüzleşmek, yaşamı daha derin yaşama çağrısı haline geliyor. Kitapta bağlanma, yalnızlık ve insan ilişkileri çok güçlü işlenmiş.
Bir psikolojik danışman olarak, Julius’un ölümle yüzleşmesi, sorgulamaları ve tüm süreciyle güçlü bir özdeşleşim kurdum. Keyifli okumalar
Bugünü Yaşama Arzusu