Eğer başlıktan anlamayan varsa bu yorum SPOİLER ICERIYORRRR
Bazen bütün dengeler değişir.
İlk kitapta birinci Ece haklı ve masumdu.
Çağatay ise ideal erkek arkadaştı.
İkinci kitapta ikisine fazlasıyla gıcık oldum.
Birbirleri için evren değiştiren bu iki aşık(şüpheli) yıllar sonra tekrar bir araya geldiklerinde sakladıkları, sustukları ve affettikleri şeylerin yanında bencil iki insana dönüştü.
Aşk mı? Saplantı mı? Bağımlılık mı?
Bu soruların cevabını bulamadım.
Birde bu evrenleri değiştirirken bütün hasarı neden hep Ece aldı? Hadi Alaz dolandırıcılar kralı ama Mete ve Çağatay'da evren değiştiriyordu? Ufacık bir morarma olmadı onlarda?
Bunu söylediğime inanamıyorum ama ikinci Ece kitapta içimi parçalayan tek kişi oldu.
Çabalaması, inanması, yalnızlığı ve sonu gerçekten kalbimi kırdı.
İlk kitapta bu kişiden nefret etmiştim birde.
Çok garip bir şekilde birinci Ece'nin Çağatay'la ilgili öğrendiklerinde ona üzülemedim.
Hatta birinci Eceyle empati kuramadım bile diyebilirim.
Çağatay ve Tolga bu kitap serisinde nefretimi kazanan kişiler.
Hatta bu konuda Çağatay önde benim için.
Alaz'a bayıldığımı söylemek isterim ama onun sonu oldukça barizdi.
Yinede bazı şeyleri nasıl başardığı sır olarak kaldı.
Mete, ikinci Ece'den sonra üzüldüğüm kişiydi.
Tam olarak yaşanması mümkün olan şeyler yaşanamadı.
Yaşananlardan ise haberi olamadı.
Neyse en azından o her şeyden habersiz sıfırdan bir sayfa açtı ben burda yorum yazarken ajjsjdhd
Olaylar tahmin ettiğim yönde ilerledi.
Birilerinin canının yanması gerekti bu hikayede.
Paralel evrenler arası bir aşk üçgeninde herkesin mutlu olması fazla ütopik olurdu zaten.
Kitabı okurken duygudan duyguya sürüklenip karmaşık bir hale geldim.
Bence Sezin'in istediği de okuyucuya tam olarak bunu hissettirmekti.
Haklı haksız karıştı.
Masumiyet kayboldu.
Etik değerler birbirine girdi.
İhtimaller değiştiğinde insan denen varlığın yapacaklarının sınırının olmadığını gördük.
Aşkın aslında masallarda ki gibi masum olmadığını anladık.
Ben asla yapmam, o asla yapmaz dememek gerektiğini fark ettik.
Ve günün sonunda isteklerimiz için ne kadar bencillik edilebileceğini okuduk.
Aslında her şey olması gerektiği gibi oldu. Mevlana'nın dediği gibi "Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal
uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız
sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız."
Ece ve Çağatay için gerçeklik böyle uyandı.
Biraz kirli, biraz trajedik, birazda bencil.
Farklı bir son isteyen, sonu tatmin edici bulmayan herkes, okurken içlerinden doğan kaosun yarattığı Nebula'da savruluyordur.
O yüzden Sezin'i tebrik ederim. İlk kitapta içimizi yakıp kül ettin. İkinci kitaptada yeni bir bakış açısıyla her şeyi yeniden yarattın.
Seni okumak tam bir Nebula.