·184 syf.····Okunma: 12 Ağustos 2025 14:29 Kitabı uzun zamandır görüyordum çok satanlarda,çok okunanlarda.Sürekli aklımın bir köşesindeydi okumak,içeriğini hiç araştırmadım sürpriz olsun diye,kafamda hep tatlı bir hikâye vardı kitabın isminden ötürü ama gerçek bambaşkaymış ve beni çok üzecek bir hikâyesi varmış.
Ah sevgili Zeze ne diyeyim sana bilmiyorum kendisi küçük,yüreği kocaman,afacan bir o kadar da zeki çocuğum benim.Ailesinin,komşularının sürekli yaramazlığını bahane ederek fiziksel ve psikolojik eziyetler ettiği minik beden.
O sınırsız hayal dünyasında yaşayan ve sevgiye ,şefkate aç bir çocuk. Başına gelen kötü şeyleri bile kendi haylazlığına bağlıyor yine de ailesine kötü gözle bakmıyor,baktırmıyor.
Ailesinden istediği sevgiyi alamayan Zeze,bütün sevgisini ve şefkatini şeker portakalı ağacına veriyor.Hayallerini,dertlerini ona anlatıyor.Ağacı da onu anlıyor, konuşuyor onunla hiç kimsenin yapmadığını yapıyor.
İçim acıya acıya okudum bu kitabı,5 yaşındaki bir çocuğa neden yapılır bu kadar kötülük dedim.Vücudundaki yara izleri geçti ama kalbindeki yara izleri geçmedi Zeze’nin onun içini öldürdüler,susturdular dilini ve hayallerini.
“Onu yüreğimde öldüreceğim,artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek." dediğini de yaptı Zeze,kendisini sevmeyen herkesi sildi yüreğinden.
Bir gün kendi tabiriyle Portuga’sı ile tanıştı,Portuga’sı onu koşulsuz şartsız çok sevdi, merhamet etti,istediği şeyleri yaptı ve karşılığında Zeze artık yaramazlık yapmayacağını söyledi,derslerine çok çalışacağını ve sözlerinin arkasında durdu sevgi insana her şeyi yaptırıyordu zira.
Zeze , sen o kocaman kalbinle hep benimle kalacaksın istersen Portuga da kalabilir inanmazsan yemin bile edebilirim.