Çocukluğunun başlarında yaşadığı travmatik olaylardan sonra yaşamında, mesleğinde ve bir erkeğin kalbinde kendine uygun bir yer edinememiş bir karakterin, çözmek için içine girdiği, ilerleme kaydettikçe de kendini kurtaramadığı bir kovalamacaya şahit oluyoruz.Başarılı olamadığı yaşamdan,sevdiklerinden ve en önemlisi kendinden kaçan bir karakterin tutunduğu bir ip ucu için gögüslediği zorluklara eşlik ediyoruz bu hikayede.
Fransa'nın sokaklarında başlayıp G.Amerika'nın birden fazla bölgesinde bir sürek avına dönüşen bu hikayede birçok farklı ülkenin görünmeyen yüzünüde gözler önüne seriyor bu kitap. Siyasi çalkantılar, sömürü, kolonial çağın ağır mirası, öfke ve insana ait en eski güdülerin kurgulandığı, Latin Amerika gibi ülkelerde adı sanı duyulmamış insanların neler yaşamış olduklarına bir nebze ışık tutan da bir eser. Nemin, sıcağın, gelişememenin,ilkel güdülerin ve doğanın o dizginlenemez kakafonisinde suçluyu aradığını sanan ama asıl kendini bulmayı amaç edinmiş bir kadının serüvenine davetlisiniz.
Grange söz konusu olduğunda kaleminden izler gayet seçilebilir olsa da hikayede açıkta kalan durumların varolması, belli bir yerden sonra olayın bireyselleşmesiyle türün gerekliliklerinin bir kenara itildiğinin hissedildiği bir esere dönüştüğü farkediliyor okur tarafından. Grange için bile ortalama düzeyde olduğuna inandığım bir eser.