Psikoloji gerçekten de bir Labirent gibi. Üstelik her bir insana göre değişen bir labirent. Söylesenize, birden fazla labirentte kaybolma olasılığınız kaç? %50? %20? Ya da %100 mü? Peki ya bu labirent hayatın verdiği bir cezaysa? Nasıl çıkılır bundan? Bu labirentin içinde yaşamak mümkün mü?
Ezgi karakterimiz de hayatın ona verdiği labirent cezasından kurtulmaya çalışıyor. Fakat çıkış pek de kolay bulunmayacak. Yalanlar, unutulanlar, hatırlanmak istemeyenler. Hepsi etrafında dolaşmaya çalışacak, kendiyle olan savaşı başlayacaktı.
Ezgi karakterimiz küçük yaştan beri yazmakta. 18 yaşına bile gelmeden çoktan istediğine ulaşmıştı. Bir evi, bir arabası, ailesi vardı. Ortaokul kabusu ve geçmişini tamamiyen kapatmış, liseye geçmekle yeni bir sayfa açmıştı. Değişmeyen şeylerde vardı tabiki. Babası... Hayatın sınav olarak gönderdiği bir insan. Ne babası ne de geçmişi onu bırakmak istemiyordu. Onunla beraber hayatta kalmak istiyorlardı.
Ezgi bir gün trafik kazası geçirerek hafıza kaybı yaşar. Bu hafıza kaybı ile 'mükemmel hayat' ona geçici bir süreliğine sunulmuştur. Fakat yalanlarla birlikte. Ezgi hatırlama sürecinde bu kadar karmaşık bir labirentten kurulabilecek mi? Geçmiş ile barışabilecek mi? İşte bu soruları bilmek istiyorsanız kitabı okumaya başlamalısınız.