Mehmet Rauf’un Eylül kitabının edebiyatımız için önemini tartışmaya gerek duymuyorum. Psikolojik roman türüne açılan bir kapı olarak edebiyatımızda bulunduğu yerin Türk romanının gelişiminde kilit noktalardan biri olduğu yadsınamaz bir gerçek. Öte yandan diğer ilklerin aksine Eylül’de ilk kavramı sadece edebiyat tarihinde kendini göstermiyor, kitabın içeriğine de işliyor. Ben yazımda bu ilk ayrışımının edebiyat tarihi kısmından değil kitabın içeriğinde kendini gösterdiği kısımdan bahsetmek istiyorum.
Yukarıda da söylediğim gibi ilk kavramı Suat ve Necip’in ilişkilerine örtülü olarak da olsa önemli ölçüde yön veriyor. Önce kendimize şu soruyu soralım. Necip, Suat’tan neden hoşlanıyor? Sorunun cevabına ulaşmak için Necip karakterini incelemek gerekiyor. Necip karakteri İstanbul’da eğlenceden eğlenceye koşan, bu eğlencelerde çokça kadınla tanışan ve ilişkiler yaşayan bir karakterdir. Hayatındaki tek kadın figürü eğlencelerde tanıştığı bu kadınlardır. Necip bu kadınların ortak özelliklerini baz alarak kafasında tüm kadınlar hakkında bir genelleme oluşturmuştur. Yaptığı genellemeye göre kadınlar eğlence peşinde koşan, sadık olmayan insanlardır. Bundandır ki Necip mutlu bir evliliğin varlığına inanmaz çünkü hayatı boyunca kendisine sadık olacak bir eşin var olduğunu düşünmez. İşte Suat’ın Necip için ilk olduğu şey ise bu düşünceyi kısmen haksız çıkaran ilk kadın olmasıdır. Süreyya ve Suat’ın evliliğinin saadetine çok yakından şahit olan Necip, Suat’ın Süreyya’ya olan bağlılığını görünce önce şaşırır. Suat onun yakından tanıdığı eğlence hayatının dışında kalan ilk kadındır ve hayatlarının içinde bulundukça görür ki bu kadın kocasına son derece sadıktır. Zamanla Suat ve Süreyya’nın evliliğinin içinde bulundukça birbirlerine ne kadar bağlı olduklarına çok yakından şahit olur. Mutlu evliliğin ve sadık kadının da mümkün olduğunu görür. Fakat bu onun kadınlar hakkındaki genellemesini değiştirmez. Suat’ın bir istisna olduğunu düşünür. Necip’in Suat’a olan aşkı bu noktada başlar. Ona göre Suat dünyada sadık kalabilecek dolayısıyla evlenilecek tek kadındır. İşte Necip’i Suat’a aşık eden budur. Bu aynı zamanda ilk kavramının Necip’e etkisidir. Suat, Necip için sadık olan ilk kadın, ruhu temiz olan ilk kadın, aşık olunabilecek ilk kadındır. Aşkı hep bir yalan, sıkıntılar içerisinde mutlu görünme çabası olarak görmüş olan Necip hayatına Suat’ın girmesiyle birlikte aşka inanmaya başlamıştır.
Necip’in Suat için ilk olduğu nokta ise Suat’a karşı olan ilgili davranışlarıdır. Suat, Süreyya ile evlidir. Bu evlilik boyunca sürekli kocasını mutlu etmeye çalışmış, Süreyya’nın onun isteklerini sürekli arka plana atmasını yadırgamamıştır. Çünkü kendi evliliği dahil olmak üzere şahit olduğu tüm evlilik modelleri bu şekildedir. Bu noktada devreye Necip girer. Necip, Suat’ın isteklerine önem vermiş ve uğraşları konusunda ona kocasından daha fazla destek olmuştur. Suat, sadece kocasının istekleri doğrultusunda hareket etmesine gerek olmadığını, kendi arzularının da en az Süreyya’nınkiler kadar değerli olduğunu Necip ile fark etmiştir ve gerçeğin bir kere farkına varıldığı zaman artık onu görmezden gelmek olanaksızdır. Bu andan sonra Süreyya’nın benmerkezci yapısı tabiri caiz ise Suat’ın gözüne batmaya başlar. Süreyya kendi kafasına estiği gibi yaşadığı yetmiyormuş gibi Suat’ın ilgi alanlarına da mütemadiyen eleştiri yapıyordur. Necip ise destek olan taraftır, hayatına girdiğinden beri Suat için huzur verici bir güvenli alan olmuştur. Sürekli arka plana atıldığını gören Suat hayatı boyunca böyle yaşamak istemediğini de fark eder,saadeti yavaş yavaş kaybolur ve yerini karamsar bir ruh haline bırakır. Buna vesile olan ise Necip’tir. Gözlerindeki perdeyi kaldırmış, hayata Süreyya’nın değil kendi penceresinden bakmasını sağlamıştır. Necip, Suat’ın hayatına giren kendisiyle gerçek manada ilgilenen ilk erkektir. Bu iyiye mi vesile olmuştur, orası muamma.
Velhasıl kelam, belki de ikisi de birbirleri için tek doğru değillerdi ama hayatlarının tamamlanması gereken boşluklarını birbirleri için doldurdular. Bu konuda birbirlerinin ilki oldular ve yine ikisi de farklı birer örneğe şahit olmadıkları için birbirlerini tek ve vazgeçilmez olarak gördüler. Öyle ya da böyle oldu, nitekim sonunda Necip teorisinde haklı çıktı. Tertemiz, güzel, zeki ve son derece ahlaklı olan Suat dahi kocasına sadık kalamamıştı. Sahi, Necip’te zaten en başında bunu demiyor muydu?