·112 syf.····Okunma: 14 Ağustos 2025 10:36 Hepimiz Aker Hocayı çektiği videolardan tanırız. Hedefimiz için ilerlediğimiz yolda yoldaş olmuştur çoğumuza. Dersleri dinlerken hiçbirimiz geçmişini görmeyiz, bize yansıttığı şen şakrak hali ile tanırız onu. Yazdığı kitap benim doğum günü hediyemdi en sevdiğim dostumdan. Evet kitabın dili çok edebi değil fakat hissettirdikeri ya da hislerimizi aktarması bu kitabı zaten iyi yapıyor. Yaşamda çoğu kez tökezleriz, dururuz ilerleyemeyiz, kendimiz ile başkaları arasında kalır ve genellikle saf kalbimizle başkalarını seçeriz. Çünkü insanları mutlu etmekle yetiniriz. Bu süreçte kendimizi o kadar ihmal ederiz ki kendi sesimizi, içimizden gelen yardım çığlıklarını duyamayız. Başkasının kul hakkına girmeyelim diye kendi kul hakkımıza gireriz. Sahi kul hakkı sadece başkasına mı yapılır?
Başkası mutlu olsun diye kendine acı çektirmek kul hakkı değil midir? Ya da tüm isteklerini ikinci plana atarak yardıma koşmak sürekli, kendimize haksızlık değil midir?
Çoğu şeyi sol yanımıza alır büyütürüz ve büyüttüğümüz ölçüde de yara alırız. Peki sol yanımız aslında bize ait değil midir? Sol yanımızda en çok kendimize yer vermemiz gerekmez mi?
Bunun gibi bir çok soru ile karşılaşıyor insan kitabı okudukça. Aslında bilmediğimiz hiçbir şeyi yazmamış yazar. Bildiğimiz her şeyi yağmur gibi yağdırmış üstümüze, okurken sırılsıklam olmuşuzdur fakat gökyüzünün birazdan açacağına da umut olmuştur. Bildiklerimizi farkettiğimiz ve bir şeyleri değiştirmemiz için bir start işareti olmuş kitap bizim için. Derin bir uykudayken uyan demiş kitap, kendine geç kalmamak için uyan, kendi hayatın mutluluğun için uyan. UYANABİLDİK Mİ?