·214 syf.····Okunma: 10 Ağustos 2025 16:13 Hayır ya! Bu muydu Kurtulus Mucadelesinin en önemli romanlarından biri.
Ben Emine'ye kavuşmak için yanan bir adamdan ve yobaz köylülerden başka bisi okumadım . He bir de düşman uçaklarından fırlatılan üzerinde şu not yazılı kağıtlar ;
"Eskişehir, Kütahya’yı aldık. Yarın öbür gün buralara kadar geleceğiz. Sakın, yerinizden, yurdunuzdan olmayınız. Biz size kötülük etmeğe gelmiyoruz. Halife ve Padişah bizimle beraberdir. Biz sizi Kemal’in çetelerinden kurtarmak için harbediyoruz!”
Nerde yazmış yahu bu kağıtlar? Dogru olmadığını bilmiyorum ama bilgisizligimle tek şunu sorguluyorum:
Tamam o zaman köylü madem kılını kipirdatmadiysa cephede savaşanlar sadece Ankaradaki milletvekilleri miydi? Şu balolarda gezenler, dans edip içki içenler, at binip gezenler yani.
Yapmayın eylemeyin. Sizin köylü milletin efendisi dediginiz hangi köylü? Bu nasıl bir tezatlik. Ayni yazar değil mi Ankara Romanında şu ifadelere yer veren;
Tekrar Ankara Palas'ın kapısını seyre daldı. Fakat, yorganlı köylü gene uyuyup düşmemek gayesiyle konuşmak istiyordu. Belki de derdi vardı ve belki de hoca büyük şehirde ona ilk hitap eden adam olduğu için ona yüreğini açmak ihtiyacını duyuyordu: "Sekiz saatlik yoldan gelirim;" dedi. "Handa bana yer vermediler. Bir kahveye gireyim, dedim, sokmadılar. Dolaşırken, karşıdan buranın ışıklarını gördüm. Bir de baktım, ahali toplanmış. Belki, bizim köylülerden birine rasgelirim dedim."
Hoca, gene hiç tınmadı. Köylü yaklaştı: "Burada ne var ki? Ne idirler?" diye sordu. Hoca başını çevirmeksizin: "Balo var, balo... dedi. Bu kelime köylüye neyi ifade etti? bilinmez. Lakin yorganlı adam kendi kendine söylenir gibi mırıldandı: "Bu gecenin yarısında hep dolaşıp dururlar. Onlar da benim gibi garip mi, nedir? Yatacak yer mi ararlar?"
Hoca, kendini tutamayıp güldü. Bundan cesaret alan köylü ona daha ziyade sokuldu:
-"Bu koca konak kimin? Ah deyiver bana, gözünü seveyim ...
-'Tövbe yarabbi, tövbe yarabbi ... Burası otel, otel be. Hani, senin anlıyacağın alafranga han."
....
Ve hatta kendisi bizzat şu ifadelerle anlatır Ankara -Köylü farkını ;
"Demin, otelin merdivenlerinden çıkarken tuhaf bir baş dönmesi hissettim. Bana öyle geldi ki, ayağımı bastığım her basamak, halkla benim aramdaki uçurumu bir parça daha derinleştiriyor."
Yazık. Gençlere bence yakup kadrinin ankara romaniyla okutsunlar ki çelişkiyi farkedebilsinler. Ama nedense dillerde ankara degil Yaban öne geçmiş ya da zorunlu tutulmuş!!!