Neden erkekler şarap içiyorken kadınlar su içiyordu? Cinslerden biri o kadar varlıklıyken diğeri neden yoksuldu? Yoksulluğun kurmaca üzerine nasıl bir etkisi vardı? Sanat eseri yaratmanın koşulları nelerdi? Shakespeare’in kız kardeşi de, en az onun kadar ünlü bir yazar olabilir miydi?
Virginia Woolf, kendisinden istenen ‘Kadınlar ve Kurmaca’ konulu konuşma yapması için, işte bu soruların peşine düşüyor. Cevaplarını ise British Museum’da rafların arasında ve tarihin derinliklerinde arıyor. Raflarda gezinirken kadınların yaşadığı zorluklar da bir bir gün yüzüne çıkıyor.
Bundan 100 yıl önce, okuma yazma bilen ve daha da ötesinde öykü, roman ya da şiir yazan kadınların nasıl zorbalığa uğradığını anlatıyor. Raflarda 19. yy’ a kadar tüm yazarları araştırıyor. O dönemde kadınlar tarafından yazılan şiirleri inceliyor.
Sonuç olarak Virginia Woolf tezinde, kadınların yazma konusunda yaratıcı ve özgür olabilmeleri için “Kendilerine ait bir odanın ve maddi özgürlüklerinin” olması gerektiğini savunuyor.
Virginia Woolf’ un anlatımı o kadar etkileyici ki, sade, anlaşılır ve sohbet eder nitelikte dili sizi o yıllara, o hislere götürüyor. Öyle güzel ifade etmiş ki her şeyi, karşınızda olsa sarılıp destek olma isteği uyanıyor insanda. Bize de taa 100 yıl önceden öğütler bırakmış kitabında.
Velhasıl şimdiye kadar neden Virginia Woolf’u tanımadığım konusunda kendime kızmış olsam da, geçte olsa onunla tanışmış olmak beni mutlu etti.