Derya

Derya
@_benderya_
IG--> instagram/ _ben.derya_
İnsan Kaynakları Yöneticisi
Yüksek Lisans
43 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı

Derya

, bir kitap okudu
7/10
·212 syf.··
2025 34. kitabı
Beatriz Serrano
7.5/10 · 313 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hoşnutsuz / Beatriz Serrano
7/10
·212 syf.··
2025 34. kitabı
Hoşnutsuz Peşinen söyleyeyim, bu kitap iş hayatından memnun olanlara hitap etmez! İşe mutlulukla gidenler bu kitabı gereksiz dramatik bulabilir yahut bir anda işinden nefret edebilir :) Neden? Çünkü kitabın baş karakteri Marisa, 30’lu yaşlarında, kurumsal bir şirkette pazarlama departmanında çalışan, oldukça başarılı ve epey zeki, iyi sayılabilecek bir kazancı olan bir kadın yönetici. Ancak gelgelelim bu yaşantıdan hiç hoşnut değil, hatta depresyona girecek kadar nefret ediyor. Aslında dışardan bakıldığında bir çok kişinin sahip olmak isteyeceği bir yaşantı olabilir ancak Beatriz Serrano Hoşnutsuz’da, iş hayatının o parlak görünen yüzünün arkasında tükenen, kendine ve hayallerine yabancılaşan bir kadının yaşadıklarını anlatıyor. Karakterin iç monoloğuyla okuyoruz bunları. Ama ne monolog! Bir kere aşırı komik anlatmış, o nedenle çoğunu gülerek okuyorsunuz. Komik olduğu kadar da aşırı gerçekçi, o yüzden de bir rahatsızlık vermiyor değil. Böyle bir dilemma yaşatıyor insana. Marisa, anlamsız toplantılardan, etkinliklerden, plazalardaki sahte samimiyetten ve kurumsal jargondan yani aslında hiçbir şey anlatmayan süslü kelimelerden nefret ediyor. Şu günümüzün “sessiz istifa” kavramı var ya, bana onu anımsattı. Aslında orada ama kalben ve ruhen kendini oraya ait hissetmiyor. Çoğu kimselerin içinde bulunduğu durum bence böyle bir şey. Velhasıl biraz eğlenmenin peşindeyseniz ama bir o kadar da rahatsızlık duymaya hazırsanız okuyun derim.
Kitap Yorumu
HoşnutsuzBeatriz Serrano · Domingo Yayınevi · 2025313 okunma
7/10
·104 syf.··
2025 32. kitabı
Yazı masasının çekmecesinden tabancayı aldım ve ateş ettim. Alnının ortasına ateş ettim.” Sonunda İtalyan edebiyatından bir yazarın kitabını da okumuş oldum. Natalia Ginzburg’ un sade, doğal, abartıdan uzak ve samimi bir dili var. Öyle uzun uzadıya karmaşık cümleler bulamazsınız paragraflarında. Bence bir kitap için en güzeli de bu. İtalyan edebiyatına dair fikir yürütebilmek için bir kaç yazarın daha kitaplarını okumam gerek ancak ben bu yazarın anlatım şeklini sevdim. Kitapta isimsiz bir baş kahramanımız var, anlatıcı. Onun ağzından yaşadıklarını, düşündüklerini ve hissettiklerini okuyoruz. Kitapta sürpriz yok. Yukarıda yaptığım alıntı daha ilk sayfadan okuyucuyla buluşuyor. Sonrasında bu noktaya nasıl geldiğini okuyoruz. Fakat Alberto’dan nefret ettim. Alberto ve onun gibileri romanlarda bile görmek yeterince sinirlerimi bozmaya yetti. İşin kötüsü gerçek dünyada da onun gibilerin var olabileceği! Bu kitaba bakıp her gördüğümde yüzümü ekşiteceğim, bununla da kalmayıp yüzüne tükürmek bile istiyorum! İsimsiz kahramanımıza da bir çift lafım yok değil. Bir o kadar da onun gitmeyişine sinir oldum. Bu arada Natalia Ginzburg bu kitabını mutsuz olduğu bir dönemde yazmış. Ama daha az mutsuz olmak için değil, mutsuzluğuna rağmen yazabilmeyi istediği için yazmış. Bir de hikayeyi sevmediğini de dile getiriyor. Tabancanın tetiğine basma düşüncesinin tesadüfen doğduğunu söylüyor. Belki de mutsuz olduğu dönemde yazdığı için bu fikir doğmuştur -ki bu hiçbir zaman hafifletici bir sebep değil elbette. Hayal ürünü de olsa şiddete karşıyız. Olmaması gerekirdi diye kendisi de belirtmiş zaten. Kitaplar özünde yazarların iç dünyasının, o dönemde yaşadıkları ruh halinin bir yansıması değil midir zaten? Yıllar önce yazılan kitabı bugün okuduğunuzda sadece karakterler evinize konuk
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,664 okunma