Kitabın adı ne kadar ilgi çekici öyle değil mi? Ölm*k isteyecek kadar depresif ama aynı zamanda en sevdiği yiyeceği yemek isteyecek kadar da yaşama isteği var. Baek Sehee, işte bu ikilemin içinde hayatını sürdürmeye çalışırken bir psikiyatristten yardım almaya karar veriyor.
Baek Sehee, 30’ lu yaşlarında, oldukça depresif, geçmişi bir hayli sıkıntılı, kendine özsaygısı olmayan bir kadın. Psikiyatristi ile yaptığı 12 haftalık seanslarını bir kayıt cihazına alıyor ve sonrasında bunu bir kitaba dönüştürüyor. Oldukça cesurca adım!
Neden? Çünkü başkalarının kendisi hakkında ne düşüneceğini fazlasıyla kafaya takıyor. Bu kitabı yayınlayarak aslında bu duruma karşı koymuş oluyor. İçtenlikle, ne yaşadıysa kitapta yer vermiş.
Açıkçası psikiyatristin yaklaşımları bana yeterli ve tatmin edici gelmedi. Zaten kitapla ilgili yorumlarda da benzer eleştiriler mevcut.
Bu kitabı okuyunca neden Kore’de çok satan listesine girdiğini merak ettim.
Güney Kore i*ntihar vakaları bakımından OECD ülkeleri arasında en yüksek orana sahip bir ülkeymiş. Yani mental olarak çok sağlıklı bir ülke değil. Bu bilgiyi edinince çok satanlarda olması çokta şaşırtıcı gelmedi.
Toplumsal olarak, yazarın yaşadığı duygu durumlarını açıkça dile getirmesi bakımdan da oldukça ses getirmiş.
2018 yılında ilk basım Kore’de. Sonrasında diğer dünya ülkelerinde de ses getiriyor. Şimdi de Türkiye’ de çok satan listesinde.
Neden insanlar bu kitaba bu kadar ilgi gösteriyor olabilir diye düşündüğümde şu üç başlık daha beliriyor kafamda:
*Bir başka insanın iç dünyasını merak etmek olabilir. Birinin günlüğünü alıp okumak gibi bir şey. Gerçek olaylar hep etkili olur.
*Kitap isminin çarpıcı ve ilgi uyandıran bir isim olması. Daha orada bir ikilem var. Bir de tteokbokki. Evet, ben de googleladım :)
*Kitap kapağının, renkler ve görsel olarak dikkat çekmesi. Kitapçıya gittiğinizde çok satanlar rafında ilk göze çarpanlardan biri bu oluyor :)
Bir başucu kitabı değil bana göre. Okumayın da diyemem. Ancak edebi açıdan bir şeyler arıyorsanız sizi pek tatmin etmeyecektir.