“Bangır bangır Ferdi çalıyor evde, zamanın çok evleri gibi. Camlardan, aynalardan, duvarlarda asılı posterlerden dönüyor sesi Ferdi’nin titreyerek; kadınlar bir yandan şerbetlenmemiş parmaklarının ucuyla tuttukları sigaralarını tellendirip bir yandan eşlik ediyorlar Ferdi Bey’e, yarı dudaklarıyla. İnsanların kederli olmayı sevdiği yıllar. Her şeye sinmiş bir Maltepe sigarası kokusu, bir ucuzluk, bir pazardan alınmışlık, bir muşambalık.”
Buram buram arabesk kokan bir kitap bu. 80’li yılların arka mahallelerinde geçiyor. Soba üstü çaydanlık tıkırtısı ve eski radyoların cızırtılı sesi kulaklarınızda…
Yer yer uzun uzadıya devrik cümleler kullanılmış. Ama işte o arabeskliğe ahenk olmuş. Eğreti durmuyor. Kederli mi, evet kederli bir kitap. İçerisinde 14 hikaye var. O keder içine mizahı da yedirmiş Mahir Ünsal Eriş. “Vakitlice gelmeyen çiş” ve “her kan*er erken ölümdür” hikayeleri hem üzüntü veriyor hem de gülümsetiyor.
Arabeskle harmanlanmış, bir yandan hayata direnen insanların öykülerini bulacaksınız bu kitapta. Samimi ve içten yazılan kitapları hep çok sevdim. Bu da onlardan biriydi