Gönderi

Çölde Bir Vaha Buldum ve Kutsandım Resmen
9/10
·400 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 16:18
Merhabalar ben Sülde. Bugün Hainin Mührü serisinin ilk kitabı Kayıp Liman'ın incelemesini yapacağım. Okumayı düşünen insanlar için öncelikle SPOİLER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içermeyen minik bir yazı yazıp sonra SPOİLER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içeren uzuuun bir inceleme yazacağım. Kitabı yaklaşık İKİ SAAT BOYUNCA övdüğüm videoma ulaşmak için linke tıklayanız: youtube.com/watch?v=jN35wub... (Ayrıca kanalımda beğenmediğim kitapları da saatlerce eleştiriyorum, daha fazla içerik için kanala göz atmayı unutmayın! Kanal adım: benSülde) Öhöm, başlayalım. SPOİLERSIZ a.k.a SÜRPRİZ BOZANSIZ Bu kitap ihtiyacınız olan her şeyi karşılıyor. Betimleme? Tamam. Dünya kurma? Tamam. Karakter oluşturma? Tamam. Kurgu oluşturma? Tamam. HER ŞEY AMA HER ŞEY BURADA MEVCUT. Karakterler, karakterlere verilen görevler, karakterlerin ihtirasları, kötü özellikleri, amaçları, zayıflıkları, karakterlerin HER ŞEYİ öyle yerinde ki kitabı okurken kendimi arındırılmış gibi hissettim. Sanki peder beni aldı kutsal suya batırdı da yeni bir hayata başladım. (Şaka yapmıyorum.) Bildiğimiz dünya (kitapta Birinci Dünya olarak geçiyor) sular altında kaldıktan sonra oluşan İkinci Dünya'da geçen kitapta insanların yaşadığı üç yer var: Ark Ulusu'nun konduğu ve kimseyle paylaşmadığı takımadalar (üç ada), Kaya Şehirleri (kitabın mazlumlarının yaşam mücadelesi verdiği kara parçaları) ve Gezginlerin yaşadığı (korsanlar) Gezgin Şehir. Kitabımız ve üç farklı yerden gelme beş ana karakterimizin söylenenin aksine bir toprak parçası daha olduğu ve oranın bolluk bereket içerisinde olduğunu öğrenip oraya gitmeye karar vermesini konu alıyor. Ana karakterlerimiz Lunulata, Arm, Beau, Dante ve Hodbin birbirlerine asla güvenmiyor, birbirlerini tanımıyor (Arm ve Lunu hariç) ve bu yolculuk boyunca bunun ceremesini de sık sık çekiyor. Kitap size çok güzel bir dünya, çok güzel bir hikâye, harika kurgulanmış karakterler, boşlukların doldurulduğu bir kurgu ve leziz bir macera sunuyor. İncelemelerimi okuyan insanlar benim her şeye dikkat ettiğimi, çoğu insanın aklına gelmeyen şeyleri bile araştırıp doğruluğunu öğrenmeye çalıştığımı bilir. Bu kitap ise benim neredeyse bütün beklentilerimi karşıladı. Hayatında kötü Wattpad kitaplarından başka bir iki eser okumuş olan herkesin bu kitabı seveceğine de adım kadar eminim. Sülde olarak size kefil oluyorum, hemen gidin kitabı edinin! HEMEN! Bu yeni yazara destek olmak zorundayız. Sürekli aynı insanları okuyamazsınız, yeni yazarlara şans vermeli, onların hikâyelerini de okumalısınız. Sürekli aynı insanların peşinden koşarsanız bu insanlar sizlere hiç gelişmedikleri, aynı kulvarda dönüp duran şeyler yazmaya devam eder. Övgü Deveci Safi gibi yeni yazarlara şans vermezseniz yayınevleri de ASLA yeni yazarlara şans vermez ÇÜNKÜ şans verdikleri yeni yazarları siz desteklemezseniz onları vakit kaybı, para kaybı olarak görürler. Siz bu yazarlara şans verdiğiniz zaman ise hepsi bir eserin satmak için aslında takipçiye, üne falan gerek olmadığını, bir yazarın İYİ BİR ESER YAZMASININ yeterli olduğunu ANLAR. O yüzden de herkes gitsin kitabı alsın, yazarı takip etsin, desteklesin, önersin, edit yapsın - BİR ŞEYLER YAPSIN. Rica ederim. Şimdi gelelim SPOİLER a.k.a SÜRPRİZ BOZANLI kısma. Kitabı okumayı düşünenler buradan sonrasını okumasın. (Gidin kitabı alın.) 1) BETİMLEME Bu yazar betimleme nedir, ne işe yarar, neden yazarlar betimleme yapar biliyor. Yemin ediyorum bana o kadar iyi geldi ki. Kitaptaki karakterleri, mekânları, her şeyi betimlemesini o kadar beğendim ki bir ara zevkten titredim sanırım. (Şakasız.) Akva gibi yazarın hiçbir betimleme yapmadan sizi havada balon misali uçurduğu bir kitaptan sonra Kayıp Liman beni ayaklarımdan tuttu ve "Dur bakalım Sülde, nereye gidiyorsun?" dedi. HALLELUJAH! Betimlemeleri de oldukça yerindeydi. Ne sizi "Ruhum bir karanlıkta ölüm çığlıkları atarken onun pençelerinde bir kumaş parçası gibi çekiştiriliyor fakat kimse benim bu karanlıktaki âcizliğimi görebilecek kadar gözlerindeki yaşam ışığını yakmıyordu." gibi içinizi bunaltan, uzun uzun, sonunu okurken başını unuttuğunuz ve çoğu yazarın sayfa doldurmak ve de kendilerinin de ne yazdıklarını bilmedikleri betimlemeler yapmış ne de sizi konudan, ana olaydan koparmış. Her şeyi yeterli ve olması gerektiği kadardı. Bir yazarı betimleme yapabildiği için tebrik ettiğim gerçeği beni utandırıyor olsa da kendisini böyle bir sektörde, insanların betimleme yapmadan birden fazla kitap çıkarabildiği bir sektörde buna değer verdiği için tebrik ediyorum. 2) DÜNYA KURMA (EVET, DOĞRU OKUDUNUZ) HALLELUJAH! HALLELUJAH! Ya inanabiliyor musunuz bu yazar bir dünya kurmuş, bir evren kurmuş, bir yer yaratmış, bana onu betimlemiş, bana onu gerçek kılmış ve demiş ki "Sülde gel bak!" ben de gitmişim "Vay anasını avradını.... OHA!" diyerek Gezgin Şehir'de tepinmişim. Kurduğu dünyanın kurallarını biliyor, karakterlerin o dünyadaki yerini biliyor, yarattığı şehri, yarattığı dünyayı tanıyor. Bu gözler bu günleri de mi görecekti? Kendi yarattığı kurmaca evrende her şeye öyle bir hâkim olmuş ki okuyucusunun hikâye içerisinde kaybolmasına bir an bile izin vermiyor. Birinci Dünya'nın yok oluşundan tutun Kaya Şehirleri'ne, Gezgin Şehir ve Gezginler'in bu denklemdeki yerine, Ark Ulusu'nun tepede kasıla kasıla otururken aşağıdaki insanların onlara karşı olan nefretine ve hatta bu insanların bu dünyadaki - bu gerçek dünyadaki tavırlarına dair olan her şeyi ama bakın HER ŞEYİ öyle güzel oturtmuş ki... Ağlayacağım sanırım. 3)KARAKTERLERİN ÖZELLİKLERİ VE ONLARA VERİLEN GÖREVLER "Betimlemesi yerinde, dünya kurması yerinde, bir de üstüne karakterlerine verdiği görevler mi yerinde? Sülde hadi oradan, abartma." diyecekler çıkacaktır ama abartıyorsam Hodbin'imi bir daha okumak nasip olmasın. (Hemen popişimi kaşıdım.) Karakterlere verdiği özellikler ve o karakterlere yüklediği misyonlar, görevler o kadar doğru ki. Pusulaya sahip olan ve nasıl gideceklerini bilen karakter Lunulata: yalancı, kurnaz, herkesi kandıran, insanları oyuna getiren birisi Her şeyin başlamasının dolayı sebebi olan karakter Arm: zaafları var, özgüvensizlikleri, inancı eksik, elindekiyle yetinmeyi bilen birisi Tayfanın ağır iş yükünü çeken, her şeyi sorgulayıp kimseye güvenmeyen karakter Dante: savaşçı, asker, öfkeli, kindar Başkalarını düşünen, kendini öne atan ama ihanet eden Beau: eğlenceli, şakacı, hayatı ti'ye alan, aile sıcaklığını özleyen İhtirası, bencilliği ve kendini büyük görmesi nedeniyle tayfayla yolları kesişen, korsan olup gemi kaptanı olmayı hayal eden Hodbin: yalancı, bencil, kindar, öfkeli, kıskanç, kurnaz, dilbaz Lunu'nun görevini Arm, Hodbin'in görevini Beau, Dante'nin görevini Hodbin yapamazdı. Hepsini öyle güzel kurgulamış ve hepsine öyle güzel görevler vermiş ki. Siz kitabı okurken diyorsunuz ki "Evet ya, Lunu olmasa çoktan ölürlerdi." ya da "Evet doğru, kesinlikle Hodbin böyle birisi olmasaydı bunlar mağarada ölürdü." Hepsinin kötü özellikleri, hepsinin güvensizliği öyle yerinde ki. Çünkü içinde bulundukları dünya, çünkü yaşadıkları yer acımasız ve her bir karakterin HAYATTA kalabilmek adına bunlara ihtiyacı var. Dolayısıyla siz okurken "Ya off Hodbin sen bir pisliksin, nefret ediyorum senden!" diyemiyorsunuz. Lunu birisine yalan söyleyip kandırınca "Lunu sen yalancısın!" diye ona kızamıyorsunuz çünkü Lunu'nun o yalanı söylemesi gerekiyor. Kendini hayatta tutmak, Arm'ı hayatta tutmak için onu yapması gerekiyor. Günümüz dünyasına bakarak bu karakterleri yargılayamayız. Onların yaşadıkları o dünyada her birine ait olan, bizim dünyamızda var olsalar arkadaş olmayı geçin arkamıza bakmadan kaçacağımız her bir özellikleri çok normal ve gerekli. Oldukça başarılı bir karakterizasyon. 4) BOŞLUK DOLDURMA Kitabı okurken "Beau eli kelepçeli revirden nasıl kurtuldu?" gibi sorular soruyorsunuz. En azından ben sordum. Kendi kendime "Herhâlde yazar başka açıklama bulamadı ya da nasıl kurtarır bilemedi ondan tam olarak bize anlatmadı." dedim FAKAT yazar hanım bir yüz sayfa kadar sonra ŞAAAAAAK diye yüzüme öyle şeyler vurdu ki beni Smack Down ringine çıkarıp halatlardan üstüme atlayarak nakavt etmiş gibi hissettim. Hatta sonra tepemde dikilip animelerdeki şuh kahkaha atan kadın karakterler gibi elinin tersini ağzının kenarına yaslayıp güldükten sonra "Bitti mi sanmıştın Süldeciğim?" diye sordu. HİÇBİR ŞEY BİTMEDİ. ÇOĞU ŞEY DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ GİTMEDİ. Beau ihanet ettikten sonra ben şey diye düşündüm. Madrabaz bunların peşinden gelecek diye içeri almıştır, başta ihanet edecek olsa bile sonra bundan vazgeçmiştir, birkaç sayfa sonra bunlar bir kurnazlık yapar da Madrabaz öküzünden kurtuluruz. Ama öyle olmadı???? Beau gerçekten ihanet etmiş. BİR DE PİŞMAN BİLE DEĞİL. NASIL YA? SEN İĞRENÇ BİR ADAMSIN. SENİ ANLIYORUM, SENİ GERÇEKTEN ANLIYORUM AMA SEN İĞRENÇSİN. C2 seviye tiksinme Anlayan anladı. 5) Birkaç Eleştiri Kitapta çoooook büyük imla hataları vardı. Yanlış yerlerdeki virgüller, iki noktalar, noktalı virgüller... Hem okuma zevkimi baltaladılar hem de TDK'ya göre birçoğu yanlıştı. Bu yazardan mı editörden mi kaynaklı bilmiyorum ama bu sorunun acilen çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Yazar bilmiyor olsa bile şayet editörün bunları düzeltmiş olması gerekiyordu. Editörler günümüzde kurgudaki boşlukluklar gibi şeylere müdahale etmiyor hadi, tek bir göreviniz var ya. Tek bir görev, bari okuduğum kitaptaki imla doğru olsun. Bağlaçlardan önce ve sonra virgül gelmez, şart eki anlamında gelen -se/-sa'dan sonra virgül gelmez. Ne...ne bağlacıyla cümle kurulurken olumlu kurulmalıdır. -Ne o ne de ben biliyorduk. (Doğru) -Ne o ne de ben bilmiyorduk. (Yanlış) Lütfen Türkçe'yi öğrenelim, düzgün kullanalım. Özellikle de bir eser basarken buna ekstra dikkat etmeliyiz. İkinci kitap da umarım bu şekilde basılmamıştır ve birinci kitabın yeni baskısında da bu düzeltilir. Çünkü gerçekten bu bence kitabın EN BÜYÜK hatasıydı. Kitapla ilgili en büyük eleştirim bu çünkü kitaplar imlasıyla, kurgusuyla, betimlemesiyle, karakterleriyle bir bütündür. Yazar hariç kitap editör, son okumacı ve genel yayın koordinatörü elinden geçmiş. Hadi koordinatörü saymıyorum ama diğer iki yayınevi çalışanının bunu düzeltmiş olmasını beklerdim. Ha bu beni kitaptan soğuttu mu? Hayır çünkü yazar gerçekten çok güzel bir öykü ortaya koymuş. Fakat puanımı kırmamın en büyük sebeplerinden birisi bu. Artı olarak bu karakterler Birinci Dünya ile ilgili ne kadar şeyi biliyor? Halı bilmeyen Lunu cep saatini nereden biliyor, pokeri nereden biliyor? Hodbin gotik mimari nedir nasıl biliyor? Bunun bir tık daha anlaşılır olmasını isterdim. Karakterlerin ne kadarını bildiğini ya da bilmediğini kafamda tam olarak oturtamadım. Şey diyebilirsiniz "Sülde sen de yoğurt buldun kaymaksızını arama." fakat bence bu tarz detaylar hikâyeleri daha da gerçek kılan ince detaylar. Son olarak da Dante'nin Beau'ya karşı olan hislerinin bir tık hızlı geliştiğini düşünüyorum. Bana kalırsa bu kadar kimseye güvenmeyen, yalnız olan, yaşama amacını öfkesinden alan ve kendini askerlik dışında bir yerde göremeyen - aslında bu açıdan da hayata umutla bakamayan bir karakterin birisine yavaş yavaş güvenmeye başlarken onu öpmeyi düşünmesi bence çok erken oldu. Benim okuduğum Dante birisine tam anlamıyla güvenmeden aşk gibi kişiyi tamamen savunmasız bırakan bir duyguyu hissetmesine izin vermezdi diye düşünüyorum. En azından Beau'nun ona "Bana güveniyor musun?" diye sorup ihanet ettiği anda öpmeyi düşünseydi bile daha uygun olurdu bence. Daha sokaklarda macera yaşarken düşünmesi bence çok erkendi. Bunlar da kitaba dair ufak eleştirilerimdi. Bunların dışında söyleyebileceğim çok fazla şey yok. Zaten övme videomda uzun uzun karakterlerden, olaylardan, düşüncelerimden bahsediyorum. Merak edenler gidip dinleyebilirler. Bu eleştirilerim kitabın değerini düşürdü mü? Hayır. Kitabı okumalı mısınız? Evet. Hemen mi? Hemen. GİDİP ALIN! YENİ YAZARLARA ŞANS VERİN! BU YAZAR OKUNMAYI HAK EDİYOR.
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025425 okunma
··
1 +1'leme
·
1.538 Gösterim
2 Yorum
Kesinlikle bir ilk bu. Eserin sizden 9 puan alması, gerçekten yazar ve kitabının kalitesini gösteriyor. İncelemeleriniz arasında bu kadar yüksek puan alan bu kitabı okuma listeme gönül rahatlığıyla koyuyorum. Emeğinize sağlık, harika bir inceleme olmuş.
Sülde
Gönderi Sahibi
Fikirlerime bu kadar değer verdiğiniz için teşekkür ederim! Kesinlikle beğeneceğinizi düşündüğüm bir kitap, şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.