Kendi kendinin efendisi olursan efendilere gerek kalmaz
7/10
·637 syf.··
Beğendi
·
2025 80. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2025 20:53
"Sanki olabildiğince çok sayıda insan en iyi, en doğru yöntemle nasıl ahlaksızlaştırılır diye bir görev ortaya atılmış," “Bu üç ay boyunca Nehlüdov'un gördükleri gözünün önünde şöyle canlanıyordu: Özgür yaşayan insanlar arasından yargı ve yönetim aracılığıyla en sinirli, en kızgın, en heyecanlı, en yetenekli, en güçlü ve başkalarına göre daha az açıkgöz ve dikkatli insanlar seçilip ayıklanıyordu ve özgür kalanlara kıyasla hiçbir zaman daha fazla suçlu ya da toplum için tehlikeli olmayan bu insanlar, birincisi aylarca ve yıllarca tam bir tembellik içinde, geçimi sağlanarak ve doğadan, ailesinden, çalışmaktan uzak, yani insanın tüm doğal ve manevi yaşam koşullarından uzak zindanlara, menzil binalarına hapsediliyorlardı. Bu birincisiydi. İkincisi, bu insanlar, bu kurumlarda gereksiz her tür hakarete, zincire vurulmaya, kafasının tıraş edilmesine, rezil bir giysiyle dolaşmaya zorunlu kılınıyor, yani zayıf insanların iyi bir yaşam sürmeleri için başlıca itici güç olan insan olma düşüncesinden, utanmaktan, insanlık onurundan yoksun kalıyorlardı. Üçüncüsü, güneş çarpması, boğulma, yangın gibi istisnai durumları bir yana bırakırsak hapishanelerde her gün karşı karşıya bulundukları bulaşıcı hastalık, aşırı yorgunluk, dayak gibi tehlikelere açık olan bu insanlar sürekli olarak en iyi, en güzel ahlaklı insanın bile kendini koruma duygusuyla en korkunç davranışları gösterdiği ve aynısını yapan başka insanları bağışladığı bir durumda bulunuyorlardı. Dördüncüsü, bu insanlar, yaşamın (özellikle de bu kurumların) aşırı derecede ahlaksızlaştırdığı insanlarla, katillerle, kötü insanlarla zorla bir arada tutuluyorlardı. Bu kötü insanlar, uygulanan yöntemlerle, henüz ahlakı tam olarak bozulmamış insanlar üzerinde mayanın hamura yaptığı etkiyi yapıyorlardı. Beşinci ve en sonuncusu, bu etkiler altında kalan insanların hepsine her tür zorbalığın, zalimliğin, caniliğin hükümet tarafından bırakın yasaklanmayı, üstüne üstlük işine geldiği zaman göz yumulduğu düşüncesi aşılanıyordu. Hem de en inandırıcı yöntemle, özellikle de bu insanların bizzat kendilerine karşı uygulanan her tür insanlık dışı davranış gibi, çocuklara, kadınlara, yaşlılara işkence etmek, dayak atmak, kamçılamak, kaçan birini ölü veya diri getirene ödül vermek, karı kocaları birbirinden ayırıp, başkalarının karılarını başkalarının kocalarıyla birlikte yaşamak üzere bir araya getirmek, kurşuna dizmek, ipe çekmek gibi etkili yöntemlerle aşılanıyordu. Bunların hepsi, başka hiçbir koşulda ulaşılamayacak kopkoyu bir ahlaksızlık yaratmak ve sonra da bu kopkoyu ahlaksızlığı halkın arasında en geniş boyutlarda yaymak için bilerek, isteyerek yaratılmış kurumlardı sanki. Binlerce insan her yıl ahlaksızlığın en tepe noktasına vardırılıyordu ve ahlakları tam olarak bozulduğunda hapishanelerde kaptıkları ahlaksızlık mikrobunu halkın arasında yaysınlar diye serbest bırakılıyorlardı.” (s.590-591-592) Kitabın özeti olduğunu düşündüğüm uzunca bir alıntıyı yukarıya iliştirdim, zira 650 sayfanın özeti de ancak bu kadar kısaltılabilirdi. Ben Rus edebiyatını sevemiyorum, buna bir kere daha kanaat getirdim. Onca sayfada anlatılan ve düşündürülen şeyler bence yarı yarıya azaltılabilir. Tuğla gibi bir anlatıya gerek yok gibi. Onun haricinde içinde barındırdığı ahlak, yasa, düzen, toplum, suç, yönetim, inanç gibi kavramlar güzel işlenmiş. İçerisindeki hikaye de aslında keyifli. Uzun olması biraz yoruyor sanırım. Ama yine de okunmaya değerdi, özellikle alanı hukuk olanlar bir baksın derim.
1000Kitap
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
·
579 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
👏🏻
Gülün Adı
Gönderi Sahibi
🙏🏻😇🥰💕
Gülün Adı
Gönderi Sahibi
18 günde okumamın sebebi aslında paralel okumalar yapmamdı. Bunu okurken 3 başka kitap bitirdim. Ortalama bir haftada biter nşa’da.