Gönderi

Çağdaş Felsefenin Temel Metni
Puan vermedi·190 syf.··
2025 11. kitabı
Descartes'ın Meditasyonlar'ı oldukça kısa bir eser olsa da felsefe tarihindeki en etkili metinlerden biridir ve çağdaş felsefenin kurucu metni kabul edilir. Descartes bu metinde kendisinden şüphe edilemeyecek kesinlikte bir bilgiye nasıl ulaşılabileceği yönünde epistemolojik bir tartışma yürütür. Descartes böyle bir bilgiye ulaşabilmek için "metodolojik şüphecilik" denilen yöntemini kullanır. Sahip olduğu tüm kanıların yanlış olabileceğini varsayarak bunlardan hangisinin şüphe götürmez bir şekilde doğru olabileceğini bulmaya çalışır. Descartes algıları tarafından kendisine verilen her türlü izlenim ve kanıdan şüphe edebilecek olsa da kendisinin düşünen bir varlık olduğundan şüphe edemeyeceği sonucuna ulaşır. Zira şüphe etme eylemi, şüphe eden bir zihnin varlığını gerektirmektedir. Sahip olduğumuz tüm kanılar hakkında yanılıyor olduğumuzu kabul etsek bile yanılabilmek için en azından bir zihin olarak var olmamız gerekmektedir. Yani düşünüyor olmamızdan hareketle var olduğumuz sonucuna ulaşmak mümkündür. Descartes bunu "Düşünüyorum, öyleyse varım" sözüyle ifade eder. Ancak biz düşünen bir zihin olarak var olsak bile dışımızdaki dünyaya dair bir bilgiye sahip olmak, dışımızdaki dünyanın da gerçek olmasını gerektirir. Descartes'a göre dış dünyanın gerçekliğinden ise Tanrı'nın var olduğu ve Tanrı'nın bizi aldatmayacağını anlamamızın ardından emin olabiliriz. Descartes zihnimizde "sonsuzluk, kusursuzluk, mükemmellik, mutlak iyilik" gibi fikirlerin var olmasından hareketle Tanrı'nın var olduğu sonucuna kesin olarak ulaşılabileceğini düşünmektedir. Çünkü Descartes'a göre bu fikirlerin kaynağı, sınırlı ve kusurlu bir varlık olan insanın kendisi olamaz, o halde bu fikirlerin kaynağı Tanrı'dır ve Tanrı zorunlu olarak mutlak iyi olduğuna göre dış dünyanın gerçekliği konusunda insanı aldatması da mümkün değildir. Böylece dış dünyanın bilgisi de mümkün hale gelir. Yani Descartes bilginin mümkün olması için Tanrı'nın varlığını bir zorunluluk olarak görmektedir. Descartes ayrıca insanın ruhu ile bedenini iki farklı tözde varlık olarak görür ve böylece dualist bir ontoloji ortaya koyar. Descartes'a göre ruh ve beden sıkı bir şekilde birbirlerine bağlı olsalar da doğaları farklıdır. Zira ruha işaret eden düşünce gücü, soyut nesneleri kavrayabilmekte ve idealar üzerinde düşünebilmektedir. Ancak fiziksel bedenin böyle bir yetisi olmadığı gibi bu onun için bir zorunluluk da değildir. Descartes metodolojik şüpheciliğe dayanması ve bilginin elde edilmesi konusunda aklın daha güvenilir bir kaynak olduğunu kabul etmesi anlamında rasyonalist bir filozoftur. Ancak bilginin imkanını tamamen Tanrı'nın varlığı üzerinden gerekçelendirmesi, onun skolastik felsefeden mutlak bir kopuşu değil, bir geçiş aşamasını temsil ettiğini göstermektedir. Descartes'ın temel hatası, soyut kavramları maddenin kendisinden kaynaklanan ve insanın soyutlama yetisiyle oluşturduğu şeyler olarak değil de kaynakları dışarıda olup insana doğuştan verili şeyler gibi düşünmesidir. Bu açıdan Descartes'ın felsefesinin aslında Platon felsefesinin modern bir versiyonu olduğunu söylemek de mümkündür. Ancak Descartes yine de bilginin elde edilmesinde bir sistem izlenmesi gerektiğini ortaya koyması açısından felsefe tarihinde bir modernizasyonu temsil etmektedir.
MeditasyonlarRené Descartes · Bilgesu Yayıncılık · 20071,422 okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.