Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 17 Ağustos 2025 17:32 Bu sefer seve seve değil de sarsıla sarsıla okuduğum bir kitapla geldim. Han Kang’ın Vejetaryen romanı alışılmışın dışında sınırları zorlayan, rahatsız edici ama aynı zamanda kendini okutan bir eser olmuş. Sosyal medyada sürekli karşıma çıkınca, kitapçıda görür görmez aldım (reklam = 1, ben = 0 )
Bir kadının, kanlı gördüğü rüyalardan sonra et yemeyi bırakmasıyla başlayan hikâyesi; aile ilişkilerinden kimliğe, toplumsal baskılardan bedensel dönüşüme uzanan çok katmanlı bir anlatı sunuyor bize. Kitap üç bölümden oluşuyor ve her bölümde değişen bakış açıları, aynı hikâyeye farklı yerlerden bakmamızı sağlıyor.
Özellikle ablanın gözünden aktarılan bölüm, romanın en insani ve hüzünlü kısmı bence. Ablanın çaresizliği, toplumsal rollerin yükü ve kardeşine duyduğu kırılgan şefkat okurken çok dokundu.
Eniştenin bakış açısı ise kitabın en mide bulandıran bölümüydü. Onun sanatsal takıntıları ve baldızına bakışındaki sömürücü tavır, rahatsız edici olmayı fazlasıyla başarıyor. Bu, bir yandan romanın cesur yanını ortaya çıkarıyor; öte yandan okurda “okumaya devam etsem mi?” sorusunu da doğuruyor.
Kitabın bazı yönleri de beni rahatsız etti. Özellikle kurgunun zayıflığı en büyük eksilerden biriydi. Karakterin psikolojisine daha fazla odaklanılmasını isterdim. Olaylar birbirini sürüklüyor gibi görünse de zaman zaman dağınık bir izlenim bırakıyor. Yazarın dili güçlü olabilir ama romanın yapısı aynı sağlamlıkta değil bence.
“Okuru rahatsız eden” yazarları okumayı seviyorsanız ve psikolojik derinlikleri olan kitaplardan hoşlanıyorsanız kefiyle öneririm
Ama “akıcı ve keyifli” bir kurgu arayanlara göre değil bence